Sürdürülebilir Mutluluk
  1. Anasayfa
  2. Bilim

Sürdürülebilir Mutluluk

0
Geoit - Reklam Alanı (Yazı Sonu)

Mutluluk denince aklınıza ne geliyor? Para mı, aşk mı, sevilmek mi yoksa çok sevmek mi ? İçinde yaşadığımız günümüz dünyası koşullarında bu saydıklarımın yalnız bir tanesi maalesef mutluluk olarak kabul edilmiyor ya da birileri kabul ettirilmemesi için çaba sarf ediyor. Psikolojik olarak değişen dünya şartlarında tüketim çılgınlığının lanse edilmesi tükettikçe varım ve harcadıkça mutluyum anlayışı rekabeti beraberinde peşine takmaktadır. Hep daha fazlasını isteme arzusuyla çıktığımız serüven hüsranla sonuçlanmakta. Yine kaybeden, karamsarlığa hapsolan, kendi çıkmazlarıyla ölümüne mücadele eden ve tüm olaylar sonuçlanınca kendi içine kapanan, sorunlarını paylaşamayan bir yapıyla karşı karşıya kalıyoruz. Amacım sorunlar üzerine yoğunlaşıp sizleri yormak değil elbette. Birazcık olsun gerçeklik çerçevesinden yaşamımızı canlı izleme fırsatı verelim kendimize. Şimdi, hemen verelim.  Güzel bir haber aldığımız zaman bir nebze olsun mutlu oluyoruz, peki bunu kiminle paylaşıyoruz dost, arkadaş, aile mi ? ya da içimize atıp orada kendi benliğimizle mi bu mutluluğu yaşıyoruz? Her iki ihtimal de olabilir, sağlıklı olan; güvendiğimiz, bilinçli olarak kurduğumuz ve yaşam içerisinde bize değer veren kaliteli dostlar ile paylaşılmasıdır. Tüm olanakların bir arada olduğu bir yaşam düşünelim. Varsayalım ki para, aşk, akademik başarı bunların tamamı bizde mevcut olsun yine de bir şeylerin peşine düşer miyiz? Daha da mutlu olmak için yeni yeni arayışların içinde kendimizi bulup yollardan yollara kendimizi atar mıyız? Bunun muhasebesini kendi içimizde yapıp bir düşünelim isterseniz. Yanlış anlaşılmaya sebebiyet vermemek için şu açıklamayı yapmak zorundayım, burada bahsettiğim konu sürekli mutluluk değil, her gün her saat mutlu olmaktan gülücükler saçmaktan bahsetmiyorum… Yazımın temeli mutluluğu sürdürebilmek, belli skala üzerinde iniş-çıkışlar arasında uçurum olmadan kontrol altında tutabilmeyi amaçlamaktır; güldüğümüz, eğlendiğimiz, gerçekten ama gerçekten mutlu olduğumuz anlar yaşamımızın olağan bir parçası olarak kendini belli etmektedir. Peki bunların olmadığı zamanlar içerisinde; kara bulutlar, kötü karakterler aralıklarla dünyamıza girip bir süreliğine bizi rahatsız edebiliyorlar. Yaşam penceremize uğramış tüm mutlulukları ve mutsuzlukları göz önüne getirelim, hangi mutluluk ilk gün, taze olduğu an kadar bize haz verebiliyor. Hangi mutsuzluk ilk anda verebildiği acıyı tekrardan aynı düzeyde verebilir? Acılar ve mutluluklar varlığını belli düzeyde yaşamımız içerisinde gösterebilir ama ilk verdiği hazzı ya da acıyı aynı düzeyde tekrarlaması söz konusu olmayacaktır. Yaşam içerisinde mutluluk ve mutsuzluğun belli aralıklarla bize uğradığını ve bu uğramanın kalıcı olmayacağının bilincinde olmamız, kaliteli yaşamın ve sürdürülebilir mutluluğun en temel yapı taşıdır.

Sigmund Freud Psikolojide, insanın mutlu olmasının önüne engeller koyan dışsal sebepleri konu almakla beraber Freud, insan yapısını tanımlarken kişinin temel amacının acıdan kaçmak ve aynı zamanda hazza ulaşmak olduğunu belirtmiştir. İnsanların bitmek bilmeyen istekleri toplum tarafından hoş karşılanmayan, durdurulan ve engellenmeye çalışılan bir yapı olarak görülmektedir. Hayata gözlerimizi açtığımız toplum içerisinde kabul görülen doğrular ve mutluluklar haz ilkemizle çatışma halinde olması, sürekli mutlu olmamızın önüne geçmektedir.  Toplum tarafından koyulan bu kuralların sağlıklı insan ve toplum devamlılığını sürdürebilmek için olduğunu göz ardı etmeyelim lütfen. İd ve süperego çatışmasında en çok zararı ego almasına rağmen yine bu çatışmayı çözebilecek, dinginleştirebilecek ve kontrol altına alabilecek olan yapı ego ’dur. Haz ilkesini temeline alan bebeklikte acıya ve mutsuzluğa tahammülü olmayan kişiliğin id hali mutlu mudur sizce ? Soruya toplum ve birey odaklı olmak üzere iki farklı bakışla cevap verelim. Toplum penceresinde baktığımızda, bireyin her istediğinin gerçekleşmesi toplum tarafından diğer insanların sürdürülebilir mutluluğunu bozabileceği düşünesi hakimidir. Birey odaklı bakacak olursak, kişi kendini mutlu hisseder ve bu mutluluğun hiç bitmeyeceğini, daimî olacağını düşünür. Bu durumda da en çok zararı kişinin kendisi görmektedir.

Mutlu olabilmek için illa somut bir şeylere sahip olabilmeliyim düşüncesiyle hareket eden insanoğlu, gözle görülebilir durumlara öncelik verip onlara yönelmektedir. Soyut durumları göz ardı eden, umursamayan ve hep ikinci plana atan kişinin aslında istediği, gözle görünür bir yapıya sahip olmaktır.  İki çift arasında sonsuz sevgi çemberi olduğunu düşünelim ama karşı tarafın sürekli bana olan bu sevgini bana ve tüm çevreye kanıtla isteği iki tarafında mutsuzluğuna yol açmaktadır. İnsanlık tarihinde en ilkel olan bu tavır, sadece çiftler arasında değil diğer arkadaşlık ve insan ilişkilerini de olumsuz etkileyip mutsuzluğa sürüklemektedir.

Materyalist açıdan rekabet çarkı içinde dönen dünyada sürdürülebilir mutluluğa en büyük zararı kıyaslama ve kinci rekabet anlayışı vermektedir. Daha iyisi varken neden bunu kabulleneyim yapısı içine bürünen insan, kendi sayesinde yaşamını zehir etmeyi yine başarmıştır. Bahsettiğim kabullenemeyişin aslında dünyayı avucunun içine almayı ve adeta insanları kukla yapmayı hedefleyen birtakım insanların ekmeğine yağ sürdüğünün farkında olmalıyız. Düzenin değişmesi için şimdiye ve geleceğe yön verecek olan gençlere güven ortamı sağlanıp, nesillerin alt ve üst nesillerle senkronize çalışmaları gerekmektedir. Para, makam, mevki ve şöhret için tüm benliğinden vazgeçip adeta canavarca bir yapıya dönüşen insan, gerçekten mutlu olmak mı istiyor yoksa birilerinin mutluluğunu basamak olarak görüp onları kullanmaya, kişiler üzerinde otoriter yapı benimsemeye mi çalışıyor? Varın kararı siz kıymetli okuyucularım verin. 

Yaşamımız içerisinde kendimizi gerçekten birey olarak görmek istiyorsak neden kendi filmimizde yan rol karakterine bürünüp orada hapsolup kalıyoruz ? Sürekli farklı insanların yaşamlarında baş rol olma isteği, onların dünyasında yer edinebilme çabası ve gayreti sebebiyle hayat standartlarımızdan verdiğimiz ödünün haddi hesabı olmaması gerçeği, sorgulamamız gereken en temel noktadır. 

Geoit - Reklam Alanı (Yazı Sonu)

İnsanların mutluluğunun göz ardı edildiği dünya düzeninde sürdürülebilir mutluluğa erişebilmek ve orada kendimize kalıcı bir yer edinmek istiyorsak yaşamın olağan şartları içerisinde değiştiremeyeceğimiz fiziksel özelliklerimizi kabul edip onlarla beraber barışık yaşamayı öğrenmekten başka yol olduğu görünmemektedir. Kendi dünyamızda biricik olduğumuzu bir an olsun aklımızdan çıkarmayıp, değişen şartlar karşısında esnek olabilmemiz gerektiğini unutmamalı ve bu prensiple yaşam pusulamıza yön vermeliyiz. 

Sürdürülebilir mutluluğun önünde duran ve ona en büyük zararı veren kıyas, kin ve nefrete yer vermemeli; bunun yerine empati, hoşgörü ve sevgi tohumlarını etrafımıza bilinçli ve kontrollü bir şekilde saçmalıyız. Kontrolsüz yapılan bu davranışların ne tür sebeplere yol açacağını kestirmenin zor olduğunu düşünüyorum.

Sevgi yolunda koşmanın mutluğun ta kendisi olduğunu biliyorum koşulsuz kabul evresinde olan bir gencin mutluluğunu tarif edemem sizlere, yolu buralardan geçenler bilir. Kişi mutludur evet ama tam olarak sağlıklı mıdır ? sürdürülebilir mutlulukla ne oranda paraleldir? Her bir sorunun onlarca yanıtı vardır elbette. Bu konuda benim düşüncem koşulsuz kabulün tam olarak sağlıklı olmayacağıyla birlikte insan psikolojisine ve sürdürülebilir mutluluğa da ciddi zararlar vereceğini düşünüyorum   

Değerli okuyucularım yazı hakkında görüş ve önerilerinizi yorum kısmında belirtmenizi rica ediyorum, sizler için psikoloji alanı üzerinde yazılar yazmaya devam edeceğim. Önceki yazılarıma göz atmanızı ve değerlendirmelerinizi sabırsızlıkla bekliyorum. 

Sağlıklı günler… 

What’s your Reaction?
+1
0
+1
213
+1
365
+1
156
+1
0
+1
0
+1
0

Geoit - Reklam Alanı (Yazı Sonu)

Merhabalar ben Yusuf Bingöl Erzincan Üniversitesi Psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümü öğrencisiyim EFDALOG'da Psikoloji kategorisine içerik üretiyorum.

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir
unutamadim-one-cikan-gorsel-efdalog

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.