Aşk insanın bir şeye ya da bir kimseye duyduğu bağlılık ve aşırı sevgi durumudur. Tabi ben her ne kadar tanım yapmaya çalışsam, alıntılar yapsam da tam bir tanıma ulaşmam veyahut net bir cümle kurmam imkansıza yakın ancak görüş belirtebilirim. Yıllardır kitap, sinema, televizyon, tiyatro ve birçok sahnede aşk kelimesini duyuyoruz. Aşk deyince aklımıza Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı ve Ferhat ile Şirin gelmektedir. Yazılan onlarca yazı ve bir sürü efsaneleşmiş aşk hikayelerini her yerde duymaktayız. Son yıllarda sinema-televizyon sektörünü esir alan aşk kavramı izleyici çekme noktasında oldukça etkilidir. Ama bununda istismar edildiğine çok zaman şahit olduk artık neredeyse tarifi imkânsız duygu olan aşk duygusu basitleştirilmiş şekilde sinema ve televizyon sektöründe yer almaktadır. Bazı insanlara göre tarifi imkânsız yaşamadan bilinmez olarak tabir edilebilir. Bana göre aşk karmaşık duyguların akıl ve kalp süzgecinden geçip gönle geldikten sonra aynı evrende birleşip bir bütün halinde yansıtılmasıdır. Karşılık bulsun ya da bulmasın hissedilmesi yeter. Düşüncelerini belirten yazıya döken yüzlerce önemli isimler var yazının devamında onlara da yer vereceğim.
Şimdi kendi tanımımı ve diğer önemli insanların düşüncelerini bir kenara bırakıp aşkın türlerini ele alalım. Amerikalı Psikolog Robert J. Sternberg 1988 yılında aşk üçgeni teorisini geliştirmiştir. Sternberg aşk üçgenini üç temel boyutta ele alıp duyguları kapsayan kısımlara göre isimler vermiştir. Samimiyet, tutku ve bağlılık bu üç temeli oluşturmaktadır. Bu üç yapının farklı kombinasyonları ise Aşkın türlerini oluşturmaktadır. Bunlar; Hoşlantı, Aptalca aşk, Delicesine aşk, Boş aşk, Dostça aşk ve Mükemmel aşktır. Ayrıca âşık olmama durumu da vardır.
Contents
Hoşlantı;
Hoşlantı ile başlayalım aşkın türlerini incelemeye, hoşlantı durumunda bireyde samimiyet ve yakınlık vardır. Platonik için örnek verebiliriz. Kişinin burada samimi olma ve sağlıklı iletişim kurma durumu söz konusudur. Sevgi beslediği kişiye karşı oldukça dürüsttür, hayatından çıkmasından her an korku duymaktadır. Yan yanayken hal ve hareketlerine oldukça dikkat etmektedir. Âşık olduğu kişiye karşı sadakatli ve anlayışlıdır. Karşılıksız sevgi besleyip ardından bir köşede sevgi beklemektedir. Uzaktan karşılıksız sevmeler hoşlantıya girmektedir. Yüz yüze gelme ihtimali yoksa sosyal medyadan takip veya fotoğraflara uzun uzun bakmasıdır. Kişinin burada tutkulu ve aşırı bağlı olması söz konusu değildir. Karşısındaki kişiye yakınlık hissedip kendine yakıştırmaktadır.
Aptalca Aşk;
Aptalca aşkta, tutkunun aşırı yoğunlukta olması ve bir o kadarda bağlılığın yüksek olmasıdır. Çiftlerin tanışma öncesi ve tanışma sırasında bulundukları konumdur ama zaman ilerledikçe karşılıklı tutkunun azalması ve bir tarafın bağlılık düzeyini artırması sonucu ortaya çıkan durumdur. Çiftlerin mantıklı hareket etmesi görülmez ayrıca çiftlerin yakınlığının olmadığı durumdur. Genellikle evlendikten sonra veyahut ilişkinin başlangıç konumundayken duyulan aşktır. Evli çiftlerde tutkunun yok olması hayal kırıklıklarının başlangıcı olup strese sebebiyet vermektedir. Uzaktan yürütülen ilişkilerde taraflar birbirlerini taparcasına sevmeleri söz konusudur. Zamanla tutkunun azalması sonucu aptalca aşk boş aşka dönüşmektedir.
Delicesine Aşk;
Delicesine aşkta, kişinin bizim tabirimizle kara sevdaya dönüşmesi durumudur. Sevdiği kişiye karşı tüm uyarıcılarını aktif edip en küçük gülümsemede bile çok derin anlamlar çıkarabilmektedir. Kişi sevdiğini çok kolay belli edecek fiziksel ve zihinsel davranışlarda bulunur sanki sevdiği kişiyi kafasında kurmuş ona âşık olmuş gibidir. Çılgınca sevme ve saplantıya gidecek kadar tutkunun olmasıdır. Kısa sürede ilişki önemli boyutlara gelebilir ancak yakınlık ve bağlılık duyguları ortaya çıkmazsa kısa süre içinde ilişki son bulabilmektedir.
Boş Aşk;
Boş aşk, tutku ve yakınlığın olmadığı sadece güçlü bağlılığın olması durumudur. Bazen çok güçlü ilişkilerin belli seviyeye geldikten sonra dönüşmesi bazense başlangıçtan beri tutku ve yakınlıktan yoksun olmasıdır. Uzun yıllar devam eden evlilikler arasında ilişki sürse bile boş aşk görülebilmektedir. İlişki başlarken veyahut biterken boş aşka rastlamamız mümkündür.
Dostça Aşk:
Dostça aşk, tutkunun olmadığı bağlılığın ve yakınlığın yoğunlukla bir arada bulunduğu aşk türüdür. Bu ilişkide arkadaşlıktan öteye geçilme durumu söz konusudur. Başlangıç olarak arkadaşlık olarak başlayan ilişkilerin devamında dostça aşkın oluşması yüksek ihtimaldir. Yakın çevrede ve iş hayatında rastlanılması mümkündür, özellikle iş ve okul hayatında farklı ortamlara yeni katılan kişilerin bir süre içerisinde yeni dostluklar kurmasıyla beraber aşka doğru giden yolun haritası çizilebilmektedir. Burada ilişkinin başlaması esas kırılma noktasıdır bir yandan arkadaş ilişkilerinin devam etmesi bir yandan ise o hoşlantının başlanması kişide kafa karışıklığına, dalgınlığa ve aşırı düşünmeye itmektedir, hep bir karşı taraftan adım bekleme beklentisi içerisindedir. Süreç iyi yönetilmezse aşk başlamadan bitecek ayrıca yoğun duyguların bastırılması sonucu artık bir noktada dostluğa zarar verilebilir ve araya yıkılması zor olan duvarlar örülebilir. Doğabilecek tüm sonuçları göz önüne alıp adım atmak zor olabilir, Duygularımızı iyi arkadaşlara ifade etmek her ne kadar zor olsa da farklı alternatifler doğmazsa arkadaşlık ilişkinin bitmesi ve dostça aşkın başlayamaması durumu göz önünde olmalıdır. Karşılıklı dostça aşk durumunda yollar nerelerden geçerse geçsin kesişeceği aşikardır ancak tek taraflı dostça aşkın sonu hep ayrılık ve hüsranla sonuçlanmış olup, örneklerine rastlamamız mümkündür. İlişkilerin ideal noktası arkadaşça aşktır, tüm ilişkilerin ve yaşanmışlıkların ardından insan kendini anlayacak ve ifade edebilecek birsini istemektedir hayatta. Farklı açılardan da baksak gerçeğin bu olduğunu görebiliyoruz.
Romantik Aşk;
Dostça aşktan bu kadar bahsettikten sonra gelelim romantik aşka. Romantik aşk; tutku ve yakınlığın olduğu kişilerin birbirlerini aşırı çekici bulmasıdır. Bu aşkta çiftlerin birbirlerine karşılıklı yoğun duygular besler, fiziksel ve duygusal yakınlıklar en üst seviyededir. Bağlılığın görülmediği romantik aşkta uzun soluklu ilişkinin devam etmeme durumu söz konusu olabilmektedir.
Mükemmel Aşk;
Neden bu kadar mükemmel aşk isteniyor var mı yaşayan? uzaktan bakınca mükemmel aşk en iyisi mi acaba? Gelelim şimdi mükemmel aşka. Mükemmel aşk; Sternberg’e göre tutku, bağlılık ve yakınlığın bir arada kusursuz dengede olmasıdır. Ulaşılacak en üst seviyedir. Çiftler mükemmel aşka ulaşmak için oldukça çaba gösteriyorlar burada problem yok ancak işin problemli olan kısım mükemmel aşkın sürdürülmesi yani devamlılığıdır. Yapılan araştırmalarda esas önemli nokta ilişkinin bu boyuttan değer kaybetmeden sürdürülmesi istendiği sonucuna varılmıştır. Kulağa ne kadar hoş gelse de günümüz dünyası şartlarında mükemmel aşka ulaşmak soru işareti ayrıyeten ulaştıktan sonra devam ettirilmesi başka bir soru işaretidir.
Aşksızlık;
Aşksızlıkta durum farklıdır, Sternberg ’in öne sürdüğü tutku, bağlılık ve yakınlığın hiç olmadığı durumdur. Aşksızlıkta ya hiç ilişki yoktur ya da devam eden ilişkinin içi boş olmasıdır. Çiftlerin birbirlerine olan duygusuzluğunu ifade etmektedir. Bu duruma örnek olarak, zorla evlendirilen çiftleri ve nedenlerle bir arada bulanan çiftleri örnek gösterebiliriz. Kişi burada hiç yaşantısı olmadan bu konumda olabilir veyahut yaşadığı bir ilişki sonucunda bu noktaya gelebilir.
Aşka daha önce bu açıdan bakmış mıydınız?
Aşkla ilgili yapılan çalışmalar ve yaklaşımlar oldukça fazladır, araştırmacılara göre tanımlar ve değerlendirmeler farklılık gösterebilmektedir. Ancak her bir kişinin aşka bakış açısı ve yaşantısı yeni bir boyut demektir ne kadar tanım yapılırsa yapılsın fikirler ortaya atılırsa atılsın net bir anlam çıkarmamız mümkün değildir. Bu yazıda Sternberg ‘in yaklaşımını ele alıp kendi görüşlerimi de katarak değerlendirme yaptım. Bence genel yapı olarak insanlar ilişkilerinde sürdürülebilir ilişkinin temel öğesi güveni ön planda tutmak istemektedirler. Kendimizi bu yapılardan birinin içine atıp öyle devam etmeyelim, değerlendirmeler yaptıktan sonra sağlıklı ilişkilerin devamı için gereken neyse onu yapalım. Aşkla ilgili birçok görüş var bunu biliyoruz araştırma yaparken aldığım cevaplar platonik aşktan ve karşılıklı aşktan başka bir seçenek olmayacağıydı. Sizce öyle mi?
Bana göre aşk aynı dili konuşma, konuşabilme çabası göstermektir, aynı şeyleri hissedip karşılıklı fedakarlıklarla yolum seninle diyebilme cesaretini göstererek sonuçtan bağımsız bir şekilde çizgisini bozmadan devam edebilme kararlılığını göstermektir.
Gerçek evrende en güzel şekilde sevmek ve sevilmek dileğiyle….
Bu yazı hakkında görüş ve önerilerinizi yorum kısmında belirtmenizi ayrıca geçmiş yayınlarıma göz atmanızı rica ediyorum, daha fazla çalışmaya devam edeceğim. Yeni yayınlar için takipte kalın.
Esenlikler dilerim…
KAYNAKÇA;
*Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar-Current Approaches in Psychiatry Atak, H., & Taştan, N. 2012;4(4):520-546
*Sternberg, R.J. (1986). A triangular theory of love. Psychological Review
*Sternberg RJ. Cupid’s Arrow: The Course of Love Through Time. UK, Cambridge University Press, 1999.
*Heiss J. Gender and romantic-love roles, Sociol Q 1991; 32: 415-430.






İstemem, aşk beni öldürür…
Aşksızlık yaşayanlar seri like
içinde bulunduğumuz durumu doğru bir şekilde değerlendirip daha iyi ilişkilerle bağdaştırmak dileğiyle…
Yeni yayınlar için takipte kalın.
Mükemmel aşkı yaşayan var mı gerçekten :/
Mükemmel aşkı bulup sürdürebilmek dileğiyle….
Yeni yayınlar için takipte kalın.