Bugün sizlere bir sendromdan bahsedeceğim: “Öteki Oda Sendromu”. Ronald Britton diye bir amcamız ortaya atmış bunu ve şöyle açıklamış: Bireyin çocukluk döneminde merkezinin içinden dışına kayması sonucu çocuk kendi kararlarında bir yanlışlık olduğunu düşünmeye başlar. Doğruya ulaşabilmek için dışarıya bakması gerektiğini hisseder. Dışa bağımlı hale gelen kişi kendisinin ne istediğini anlamak için otoriteden yardım ister. Sonuç olarak ebeveynleri tarafından karar mekanizması dışa bağımlı hale getirilen çocukların bağımsız olamayan ve başkalarının çözümlerini içselleştiren kişilere dönüşümü kaçınılmazdır.
Peki bu dönüşümü kişide nasıl gözlemleriz, örnek verecek olursak: Kişi karşı kaldırımın yürüdüğü kaldırımdan daha düzgün ve yürünebilir olduğunu, bir kuyruğa girdiğinde diğer kuyruğun daha hızlı ilerlediğini, katılamadığı partinin katıldığı partiden çok daha eğlenceli olduğunu düşünür. Hatta genelde o ne zaman okula gitmezse o gün tam da gitmesi gereken gün olur. Bunun gibi onlarca örnek sayabiliriz. Çünkü her anımız ufak da olsa bir şeylere karar vererek geçiyor.
Hayatı bir yol olarak düşünürsek yolculuğa başladığımız andan itibaren bizim adımıza verilmiş ya da kendi verdiğimiz her bir karar bizi bir ayrıma götürüyor. Her yol ayrımına da yürüyebileceğimiz diğer yollardan vazgeçerek giriyoruz. Bu sendroma sahipseniz gözünüz diğer yollarda kalır. Ya, keşke öbürünü mü seçseydim diye tereddütle ilerlersiniz. Yolun üzerindeki güzellikleri fark edemezsiniz. Başkalarının sizden daima bir adım önde olduğunu hissedersiniz.
Şimdi gelin çocukluğunuza inelim deyip bu sendromu geldiği yerden kazıyacak bir birikime ve uzmanlığa sahip değilim ancak benim de kendimce iki çözüm önerim var:
“Farz edelim!”. Merkezin içimizde olduğunu farz edelim. Biz nereye ayak basarsak dünyanın merkezi orasıymış farz edelim. Yürüdüğümüz kaldırımın en yürünesi kaldırım olduğunu farz edelim. Katıldığımız partinin en eğlenceli parti olduğunu farz edelim. Okula gitmediğimiz günün tam da gidilmemesi gereken bir gün olduğunu farz edelim.
“Fark edelim!”. Doğrunun içimizde olduğunu, dışarıda aramakla bulunamayacağını fark edelim. Bir şey içimize sinmiyorsa bir sebebi olduğunu fark edelim. Hayatta kimseyle yarış içinde olmadığımızı, geri kalmadığımızı çünkü her birimizin eşsiz ve kendine has bir yolu olduğunu fark edelim.
Uygulaması kolay olmayabilir ama ufak ve istikrarlı adımlarla gayet iyi yol kat edilebilir. Nerden mi biliyorum? Sormayın 😊





