Çağdaş toplum düzenini ve içinde yaşadığımız dünyayı göz önüne alacak olursak, insanlarla iletişim kurma ihtiyacımızı nasıl karşılıyoruz, nelere dikkat edip ne gibi durumları göz ardı ediyoruz? Bilinçli olarak ya da farkında olmadan yaptığımız davranış ve hareketlerin yansımaları karşımızdaki insanların zihninde kalıcı bir yer edinmemize yardımcı olacaktır. Edinilen bu referanslar doğrultusunda insanların bize olan yaklaşımları olumlu ya da olumuz bir hal alabilmektedir.
Gelişen toplum yapısında her insanın kendine özgü davranış ve onu ön plana çıkaran özelliği mevcuttur, insanlar bu özellik ve davranışlara göre diğer insanlarla iletişim başlatabilir, var olan iletişimi sürdürebilir veyahut var olan iletişimi sonlandırabilir . Kişiliğimiz günlük hayatımızda insanlarla kurduğumuz iletişimi şekillendiren onlara yön veren özelliklerimizi barındırmaktadır. Üçüncü kişiler gözlemiyle bizlere alçakgönüllü, yardımsever, cömert ve cimri gibi değerlendirmeler yapılabilmektedir.
Erich Fromm’a göre kişilik, bireyin ayırt edici niteliği olup onu biricik hale getiren kazanılmış ve kalıtımla geçen ruhsal özelliklerinin bütününden oluşmaktadır.1 Kişinin davranışları; yaşam deneyimleri, tecrübeleri ve psikolojik eğilimleri çevresel etmenlerle zaman içerisinde tutarlı bir şekilde değişim gösterebilmektedir. Tutarlılık açısından baktığımızda insanın kendisine bilinçli olarak kattığı davranışlar geçmişten esinlenerek şekillenecek ve ondan bağımız olmayacaktır. Benzer durumlar karşısında verilebilecek tepkilerin geçmiş, şimdi ve gelecek üçgeni arasında bir bağının olması beraber hareket edildiğinin ve birbirinden bağımsız olmadığının göstergesidir.
Yaşam içerisinde karşı karşıya kalınan zorluk ve problemlere kişilerin verdikleri tepkiler insandan insana değişmektedir. Örneğin öfkeli birey ile yaşama sevgiyle bakan bireyin bir olaya tepki verme biçimi farklılık göstermektedir, çözüm için farklı yol arayışları içinde bulunan bu bireyler kendine has çözüm yolları ve ip uçlarını kullanmaktadırlar.
Fromm’a göre insanlar sosyalleşme açısından kurduğu sosyal ilişkilerin, insanın karakterinin temeli olduğunu vurgulamıştır. İçgüdülerini bastırmaya çalışan insan, karakterine göre davranma yolunu tercih etmektedir. Yoksun olduğu içgüdüleri aşikâr etmeyi uygun görmeyen birey ona karşılık gelebilecek karakterleri sahiplenmektedir. Topluma yön veren ebeveynler gençleri karakter olarak etkilemektedir. Çocuklara yaklaşım tarzları ve yetiştirme biçimlerine yaşadığı kültür de eklenince çocuğun karakteri şekillenmeye başlayacaktır. Fromm bu ilişkiler bağlamında beş sosyal karakter tipi tanımlamıştır.
Bu sosyal karakterleri üretken olan ve üretken olmayan olarak ikiye ayırmıştır. Üretken olmayan yönelmeler; Sömürücü, Alıcı, İstifçi ve Pazarlayıcı. Üretken olmayan yönelimlerin her birini tamamen olumsuz tutup negatif değerlendirmemiz doğru değildir olumlu ve olumsuz yönleri bir arada barındırdığını hatırlatmadan geçemeyeceğim. Üretken olan yönelmeler ise; sevgi, akıl ve çalışma çemberinde gelişmektedir.
Şimdi hep beraber bu sosyal karakter tiplerini inceleyelim…
Contents
Alıcı Yönelme
Yaşamın olağan akışı içerisinde, istediği her şeyin birileri tarafından kendisine sunulmasını beklemekle ömrünü geçirmektedir, en ufak çaba ve gayrete yer vermeyen alıcı tipte, sürekli olarak birey kendisini alıcı konumda görmektedir. Üretme ve verim açısında zayıf konumda kalması ve bu düşünceyi benimsemesi, kişiyi başka insanlara bağımlı, onların çatısı altında yaşamaya mecbur bırakmaktadır. Kendisine karşı en küçük sevgiyi gösteren kişiye âşık olur ve kendi dünyasında sevildiğini ve karşı konulmaz bir cazibeye sahip olduğu kanısına varır, aslında bir sevme düşüncesi içerisine girmeyi düşünmez onu bile karşıdan bekleyiş içerisindedir.
Maddi manevi her türlü ihtiyacın karşıdan gelmesini bekleyen alıcı tip, hiçbir eylem yapmadan dua edip hemen kabul olmasını istemektedir. Sihirli bir değnek tüm sorunlarımı çözer bakışıyla yaşamını sürdürme çabası içinde olan alıcı tip gerçeklerle yüzleşmekten de bir hayli korkmaktadır. Etrafında yardımcı bir karakter olmadan yaşamın sürdürülmez olacağını ve yanlış yapacağını düşünür, bunun sonucunda kendi başına bir proje yapamaz en basit iş konusunda bile diğer insanlardan fikir ve görüş almadan ilerleme kat edemez.
Bağımlı bir kişilik çemberinde hapsolup yaşamını başkalarının idealleri üzerine şekillendirip bu girdaptan kendini alıkoyamaz bir hale gelir. İnsanlar tarafından bitmek bilmeyen ilgi ve sevilme arzusu ihtiyacı hissedip en ufak bir sapma olmadan sonsuza kadar öyle kalmasını isterler. Alıcı tipte kişilerde olumlu açıdan genellikle yardımsever, nezaketli, alçakgönüllü ve sevecen tavırlar göze çarpmaktadır. Olumsuz özellikleri ise Dışa bağımlılık, itaat eden, özgüven eksikliği ve hayalperest olmadır.
Olumlu olan yönleri ne kadar ön plana çıkarıp geleceğe umutla bakabiliyorsak bir o kadar da geçmişin muhasebesini yapıp geleceğe ışık yakmamız gerekmektedir. Kişi bir proje ve iş konusunda, önemsediği insanların fikirlerini alıp onlarla istişare yapabilir, bu gayet normal ve olağan bir durumdur. Ama bunun takıntı haline gelmesi ve önemsediği insanlardan yanıt almadan projesine devam edememesi ciddi bir riskle karşı karşıya olduğunun en basit göstergesidir.
Sürekli pasif halde olup hiçbir şey yapmadan hayattan bir şeyler beklemek ne kadar doğru ? Emek vererek elde ettiğimiz kazanımların ve bu süreç içerisinde kazandığımız deneyimlerin bizlere ilerleyen yaşantımızda katacakları bir hayli fazladır. Hiçbir şey yapmadan eli kolu bağlı oturmak şimdi ve yakın gelecekte hiçbir faydası olmayacaktır. Dışarıdan aldığımız her türlü duyum ve bilgiyi sorgulamalı ve teyit ettirmeden hareket etmemeli, doğrusunu öğrenmeden karar vermemeliyiz. Hayal ettiğimiz geleceği gerçeklik ilkesi çerçevesinde şekillendirmeli mantığa uymayan hedeflerin üzerini çizip yeni nokta hedefler belirleyip var gücümüzle, durmadan onların peşinden koşmalıyız. Kendimize güvenip yeterli ve yetersiz olduğumuz noktaların farkına varıp ona göre gelişim haritamızı çizmeli eksikleri tamamlamalıyız. Başarısız olsak ta “En azından denedim” demenin verdiği rahatlık bile gerçekten bir şeyler yaptığımızın göstergesidir.
Sömürücü Yönelme
Alıcı yönelmedeki gibi sömürücü yönelmede de bir şeyleri dışarıdan bekleme anlayışı hakimdir. Kişiler tek başlarına yetersiz, eksik ve anlamsız çaba sergilediklerini düşünmektedir. Alıcı yönelmeden ayıran nokta ise yetersiz olduğunu düşünen bireyin bu alandaki eksikliklerini diğer insanlardan zorla sömürge yoluyla karşılayabileceğini düşünmesidir. Zafere giden her yol mubahtır anlayışını temel ilkesi olarak benimseyen sömürücü yönelmede, hilekarlık ve kurnazlık kullanılan en belirgin yoldur. Başkalarının fikirlerini ve düşüncelerini bir çırpıda kopyala yapıştır yapıp projeleri sahiplenebilirler.
Gerek akademik açıdan gerekse iş ortaklığı açısından, kesinlikle dikkat edilmesi gereken sömürücü yönelme, kazancını elde ettikten sonra kimsenin gözünün yaşına bakmadan bir çırpıda harcayacak kadar acımasız olabilir . Kendi başına sahip olduğu nesneleri küçümseyip sürekli farklı insanların kazançlarını, fikirlerini ve sahip olduklarını gözüne kestirip onları elde etmenin yollarını düşünmeye başlar, bulacağı en kısa yoldan planını kurup hedeften bir an olsun şaşmadan sonuç odaklı çalışmasını yürütebilmektedir. Karşısındaki insanla iğneleyici ve alaycı bir iletişim tavrı benimseyip kibirli ve kendini beğenmişlik duygularını tatmin etmektedir.
Girişimcilik noktasında oldukça profesyonel bir yol izleyip, yapılabilecek işlerde etkin rol almaktan kaçınmaz, yaşam içerisinde etkin olma anlayışını benimseyip, insanları ikna etme kabiliyetiyle de ön plana çıkmaktadır. Bencil ve kibirli bir yapının tam ortasında bulunan sömürücü yönelmede kendini beğenmişlik üst noktada olup, insanlardan alabileceği en iyi verimi almaya odaklanmış konumdadır. Ben merkezci yapının ve kibrin kendini iyiden iyiye gösterdiği dünyamızda, gerçek yaşam hedefimizin toplum yapısından bağımsız olmadığının bilincinde olup, yaşantımızı bu yönde şekillendirmeliyiz. Yapacağımız tercihlerin doğuracağı sonuçları önceden düşünüp toplum nezdinde ortaya çıkabilecek sorunları sezmeliyiz. Kazanacağımız başarı ve saygınlıkta birilerinin sırtında yükselmemiz değil, gerçekten kendimize ve topluma verdiğimiz değer ön plana çıkmalıdır.
İstifçi Yönelme
Dünya hayatını sonsuz, uçsuz bucaksız bir yol olduğunu düşünüp kazanabileceği her şeyi kazanmayı ve kazandıklarını da korumayla mükellef olduğunu düşünmektedir. Yapılabilecek en iyi birikimi ve tasarrufu mükemmel bir anlayışla yürütüp yaşam içerisinde de çok az dikkat çekmektedir. Çevresindeki insanlar tarafından finansal güven kazanması istifçi tipin önemli özelliğidir.
Kendini dünya yaşantısından korumak maksadıyla etrafına büyük bir set çekmektedir, çektiği set yaşantısında kendini güvende hissedip kaliteli yaşamın içerisinde bulunduğu çemberde olduğunu, çemberin dışında kalan tüm yaşantıların ve nesnelerin ise tehlike saçtığını ve onlardan uzak durması gerektiğini düşünmektedir. Maddi konularda cimri olduğu kadar sevgi konusunda da cimridir, sevgi verdiği kişilere sahip olduğunu ve onların da kendisine aynı düzeyde sevgi göstermesini beklemektedir. Akademik ve iş yaşantısında başarıya aç olan istifçi yönelme her türlü bilgiye açık olup, ezberci anlayışa sahiptir.
Fikir ve proje üretme noktasında ciddi eksiklikleri bulunmaktadır. Aşırı temiz ve dikkatli oluşu çoğu insanı çevresinden uzaklaşmasına sebebiyet vermektedir. En ufak ayrıntıyı göz ardı etmeyip yaşamına girmek isteyen herkesin kendi kurallarına uyması gerektiğini düşünmektedir. Etrafına ördüğü duvarları aşmak için çaba sarf eden insanları görmezden gelir, onun için güvenli olan yere sadece kendi istediği kişiler girebilmektedir. Yaşamını kusursuz dizayn etmek için farklı yol arayışı içine girmekten çekinmez, yapacağı planlarda gerçeklik ilkesine uygun hareket eder ve en ufak sapmaya yer vermez.
İnsanlara yakın olmayı istemez, yakınlığının sonradan çözülemeyecek problemler doğurabileceği kanaatine varmaktadır. Yakın ilişkiler ve samimi yaklaşımlar istifçi tipe oldukça uzaktır. Kendi dünyasında ve dışarıya verdiği izlenimler doğrultusunda becerikli olduğu, tuttuğu işi bırakmaması belirgin olan olumlu özelliğidir. Sabırlı ve düzenli olması iş ve akademik yaşantısında kendisini hep bir adım öne çıkarmıştır, atacağı adımlarda dikkati elden bırakmayıp izlediği düzene sabır ve soğukkanlılığı da eklenince istifçi tip için başarı kaçınılmaz olacaktır. Kazancını yaşamının her anında aklında çıkarmayıp düşünmesi bir zamandan sonra kendisini şüphe duygusu içine hapsedip alıkoyacaktır.
Aşırı şüphe duygusu da beraberinde kişiyi geçmişe saplantılı konuma sürüklemektedir. Yaşantımız içerisinde belli noktalarda birikim ve tasarruf yapmamız hem bizim geleceğimiz açısından hem de yaşantımızda olan aile bireylerimiz için oldukça önemlidir ama geldiğimiz bu durumda aşırı bir saplantı halinde parayı veyahut farklı bir madeni ölesiye korumak ve var olan maddiyat için kuşku sahibi olmak destekleyeceğim bir nokta değildir. Etrafımızda güvenli ilişkiler kurmak için elbette belli şartlarımız olacaktır ama bu şartlar saplantılı olup bizi insanlardan uzaklaştırıyorsa gerçekten oturup düşünmemiz gerekiyor. Dünyada ve Türkiye’de istifçi tip dizi-filmlerde sıkça değinilen karakterlerden biridir.
Pazarlayıcı Yönelme
Çağdaş dünya yapısında tüketim çılgınlığını lanse ettirip, tükettikçe varsın senin neyin eksik, sen de sahip olmalısın anlayışını tüm dünyaya yayıp kendi payını almak için yaşam pusulasını çizen pazarlayıcı tip maddi kazancını sağladığı insana veyahut şirketlerden onay almaya bağımlıdır. Menfaatler doğrultusunda insan pazarlamaktan bile çekinmez, ne kadar iyi bir pazarcı olduğunu herkese kanıtlama çabası içindedir.
Rol yapma konusunda oldukça ustalaşan pazarlayıcı yönelme dış görünüşüne oldukça dikkat etmektedir. Onun için sattığı nesnenin iyi ya da kötü olması önemli değildir, önemli olan ürünü ne kadar sattığıdır. Satışların arzuladığı gibi gitmediği zamanlarda kendisini değersiz ve yetersiz hissetmesi belirgin özelliğidir. Geçmiş ve gelecek ile fazla ilişki içerisinde olmayıp içinde bulunduğu zamana odaklanıp anı yaşamaktadır. Reklamcılık üzerine üst düzey bilgi sahibi olup, tanıtım ve pazarlamada usta seviyesindedir. Kendini geliştirme noktasında yeni fikirlere açık olmak bir pazarlayıcının olmazsa olmazıdır.
Elindeki ürünü pazarlamak için insanlara hoşgörülü bir şekilde yaklaşıp, onlara güven duygusunu aşıladıktan sonra ürünü satmayı amaçlamaktadır. Barındırdığı olumlu özellikleri bile içerisinde bulunduğu pazarlamacı anlayışa kurban eden pazarlayıcı tip ilkelerden ve kurallardan yoksundur. Rekabet sarmalından kendini alıkoyamaz en iyisi olana dek mücadelesini sürdürmekten de asla vazgeçmez. Futbolcu menajerleri; sözleşmeli futbolcusunun kariyeri pahasına kendi çıkarlarını ön planda tutmaktadır. İnsanların aklını çelen, tutamayacağı sözler verip ortadan kaybolan ardından geri döndüğünde yüzü bile kızarmayan kişilerdir. Geçmiş ve gelecek onlar için önemli değildir. Benim dikkatimi çeken bir diğer nokta üniversitelere sene başlarında gelen kitap pazarlayıcılarıdır. İkna kabiliyeti yüksek olan bu insanlar genç beyinlerde hemen yer edinebilmektedir. Bu konularda dikkatli olup, gerçekten bilinç sahibi olan değerli hocalarımızdan gereken noktada yardım alabilmeliyiz.
Üretken Yönelme
Yaşam içerisinde olumlu yönde en çok çabayı gösteren, diğer insanların özgürlüğünü ve haklarını ihlal etmeden kendi bireyselliğini savunan üretken yönelme; sevgi, çalışma ve akıl üçgeni içerisinde dünyayı anlamlandırıp, kendi hayatına kattığı değer kadar diğer insanları göz ardı etmeyen yaşam anlayışını desteklemektedir. Alıcı tip gibi hiçbir şey yapmadan diğer insanlardan yardım beklemek yerine üretken yönelmede harekete geçip yapacağı işlerde kendine ve topluma azami düzeyde fayda sağlamayı amaçlamaktadır. Hiç kimse harekete geçmiyorsa ben bu işi göğüsleyebilirim sorumluluğunu cesurca alabilir.
Üretken yönelme; diğerlerini sömürmez, bir nesneyi yok pahasına pazarlamaz ve maddi şeyleri saplantılı biriktirmez. Yaşamı için gerekli olanı alıp onunla yetinmeyi bilip üretmenin hayatı için ne kadar gerekli olduğunun bilincindedir. Sürdürülebilir mutluluğun esas noktası olan üretken yönelmede birey, yaşama olumlu taraftan bakıp o yönde ilerlemeyi tercih eder. Olumsuz noktaları göz ardı etmeden nedenlerini araştırır değiştirebileceği bir durum varsa onun üzerine çalışır, yetersiz kaldığında güvendiği bilinçli kişilerden yardım istemekten çekinmemektedir. Üretken yönelme her yaş grubunun olgun kişisidir, belli yaş üzerindeki ebeveynlerin üretken davranışları çocuklara ve çevresindekilere etkisi gözle görülebilir seviyede olup gençlerle olan uyumları taktire şayandır.
Üretken ebeveyn çevresine ve ailesine dürüst, sevgili ve ilgili yaklaşım benimsemektedir. Etrafındaki insanlara karşı sabırlı duruşu ve gençlerin pencerelerinden hayata bakış atmaları, gençler tarafından oldukça memnuniyetle karşılanmaktadır. Hayvanların ve bitkilerin doğal yaşam ortamlarını tahrip etmeden faydalanmayı arzu etmektedir. Yeni kültürlere ve fikirlere açık olan, batıl inançlara hayatında yer vermeyen, diğer insanlara daima saygı çerçevesinde yaklaşıp olumlu ilişkiler kurmanın peşindedir.
Kendiyle barışık, doğrusunun ve yanlışının farkında olan, yaptığı hatalara saplanıp kalmadan onlardan ders çıkartan üretken yönelme, hayatı çalışma ve üretme olarak görmektedir. Sevgisini sonuna kadar yaşayan sevdiği kişiye değer veren üzüldüğünde üzülen mutlu olduğunda beraber mutlu olan bir yapı içerisindedir. Diğer insanları olduğu gibi kabul eder, zorla değiştirme çabası içine girmeden yaşamına saygı duyar. Fromm’a göre sağlıklı bireyler bu beş karakter yöneliminin bir kombinasyonuna sahiptirler. Sağlıklı birey sahip olduğu şeyleri koruyup gözeten, değişime ve gelişime açık olan ve sevgisini kendinden esirgemeyendir. https://filmizle.movie/o-simdi-mahkum-izle
Sevgimizi yaşadığımız sürece kendimize ve hayatımıza değer katan kişilere gösterebilmemiz dileğiyle…
Sömürücü, Alıcı, Pazarlayıcı, İstifçi ve Üretken tip denilince sizin aklınıza kim geliyor? Yorumlarda buluşalım.
Değerli okuyucularım yazı hakkında görüş ve önerilerinizi yorum kısmında belirtmenizi rica ediyorum, sizler için alan üzerinde yazılar yazmaya devam edeceğim.
Sağlıklı günler…
Kaynakça:
Erich Fromm (Erdem ve Mutluluk)






Güzel bir yazı olmuş eline sağlık 🤗
Teşekkür ederim Feyza beğenmen beni mutlu etti :)
Aga ben kendimi 2 yüzlü sanardım 5 yüzlüymüşüm ahahahsd
Kendinizi tanıyarak bakış açınızı değiştirmeniz güzel bizlerde bu beş yapının ortak paydasında nasibimizi alıyoruz. Yeni yayınlar için takipte kalın
İnsana her bölümde kendini sorgulatan muhteşem bi içerik olmuş. Gerçekten kocaman tebrikler :)
Görüşleriniz için teşekkür ederim Kendimizi objektif bir şekilde sorgulamak dileğiyle.. :) Yeni yayınlar için takipte kalın
Sömürücü yönelmeciler sizin kalbiniz yok…
Maalesef hayatın şartları gereği bir şekilde karşımıza çıkıyorlar dikkatli olmak bizim elimizde. Sömürücü yönelimlerin bilinçlenmesi dileğiyle..
Kendimi üretken yönelmede buldum sanırım. Güzel bi yazı emeğinize sağlık
Görüşleriniz için teşekkür ederim yazıda kendinizi bulmanız oldukça güzel. Yeni yayınlar için takipte kalın