Günümüzde gündemin sürekli bir köşesinde kendisine yer bulan “z kuşağı” terimi ilk başlarda masumane bir kuşak ismi olarak anlaşılmakta. Fakat bu söylem ile toplumumuzun genç kesimini sanki Türk toplumunun bir parçası değilmiş gibi bir hava yaratılmaktadır. Bu söylem yaşlı kesimde sanki gençler toplumun dinamiklerinden uzak yetişen ne istediğini ve ne yapmaya çalıştığını bilmeyen bir cahil topluluk imajı yaratırken tam tersi kesimde ise yani gençlerde de büyüklerinin gençleri anlayamadığı onları ötekileştirdikleri ve fikirlerine saygı duyulmadığı yönünde bir düşünceye sürüklemekte. Oysa Türk toplumunun binlerce yıllık tarihine bakıldığında yaşça büyük insanların deneyim tecrübe ve yol göstericiliğinde gençlerin dinamiklik taze ve yenilikçi fikirleri doğrultusunda bir arada daima birlik ve huzur çerçevesinde bu günlere kadar bir toplum bilinci çerçevesinde gelindiği görülmektedir.
Günümüzde x, y, z, alfa gibi insanları sınıflandırma içerisine sokarak sanki bu kuşaklar aynı tolum içerisinde aynı şehirde hatta aynı evde yaşamıyormuşçasına siz farklısınız ve aynı düşünceye sahip olamazsınız ve aynı değerler etrafında toplanamazsınız gibi bir ortam oluşturmaya çalışmakta. Bu söylemler zaten birçok konuda kutuplaşma içerisinde olan toplumu bir başka konuda daha kutuplaştırmaya sevk eder. Bir Türk gencinin babasıyla amcasıyla komşusuyla aynı fikir ve doğrultuda ilerlemesi kadar doğal bir şey olamaz tabi. Fakat bugün ülkemizde öyle bir ortam oluşturulmaya çalışılıyor ki gençler nezdinde büyükleri cahil ve iş bilmez büyükler nezdinde ise gençler sorumsuz ve ütopik hayaller peşinde koşan kişiler olarak algılamasına neden olarak bir çatışma ortamı yaratılıyor. Ülkemiz geçmişine bakıldığında yetmişler gençlerini sağcı ve solcu olarak kutuplaşmaya sürüklemişler ve ülkede bir kaos ortamı yaratmaya çalışmışlardır. Daha sonrasında seksenler dönemine gelindiğinde Türk-Kürt Sünni-Alevi gibi söylemlerle toplum kutuplaşmaya doğru sürüklenmiş bunun sonucunda ülkede terör eylemleri gerçekleşmiş ve birçok insanımız bu kutuplaşmalar nedeniyle hayatlarını kaybetmiştir. Günümüze döndüğümüzde ise aynı yollar ile toplum bu seferde kuşaklar üzerinden bir çatışmaya sürüklenmeye çalışılmakta ve kuşaklar arası fikri çatışmalar yaratılarak ülkede yeni bir kutuplaşma meydana getirilerek toplumu bölmeye çalışan bir silahı ortaya çıkarılmaktadır. Burada Türk toplumunun görevi ve gayesi ayrışmak birbirleri üzerinden polemik yaratarak kutuplaşma ve çatışma ortamı yaratmak değil birlik ve beraberlik ortamı içerisinde birbirlerinin fikir ve düşüncelerine saygı duyarak hep doğrunun peşinde ilerleyerek Türk devletini ve Türk toplumunu ileri medeniyet seviyesine ulaştırmak olmalıdır.
Bu sebeple her Türk vatandaşına düşen görev toplumun kutuplaşmasına, ayrışmasına böyle saçma sapan söylem ve eylemlerle hizmet etmek değil toplum bilinci içerisinde daima birleştirici, yenilikçi ve ilerleyici söylem ve davranışları yapmak ve desteklemektir.






Kuşağımızın en temel problemini harika anlatmışsınız tebriklerr
Aga Allah için şu yazıyı ailelerine okutsun anlatsın herkes ya
Evet bu yazıyı facebookta yayma zinciri oluşturalım.
Yazının bu kadar beğenilmesine çok sevindim. Batuhan ve Ali bey
Teşekkür ederim Hayrunisa hanım