Günlük hayatımızda ister istemez çevremizle iletişim halindeyiz bu iletişim sürecinde olumlu durumlarla karşılaşabileceğimiz gibi olumsuz durumlarla da karşılaşma ihtimalimiz vardır. Karşılıklı iletişimde insanlara göre hareket edip onlardan aldığımız hal ve hareketleri zihnimizde geçirdikten sonra olumlu ya da olumsuz dönüşler yapıp iletişimi devam ettirebilir veyahut sonlandırabiliriz. Bu durum hayatımızda son derece normaldir ve olması gereken de budur, kendimizi bulacağımız iletişimi destekler, bize zararı olan ilişki ve iletişimi kesip atarız. Buraya kadar sorun yok zaten ama olayın ilginç yönü şimdi başlıyor. 1973 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de ilginç bir banka soygunu olayı gelişir bu soygun dışarıdan her ne kadar diğer soygunlar gibi görünse de olayın iç yüzü hiç de öyle değildir. Soygun sırasında banka çalışanları soyguncular tarafından altı gün boyunca rehin alınmıştır. Bu altı günlük süreç içerisinde rehineler ve soyguncular arasında duygusal bir bağ ve güçlü bir empati duygusu oluşmuştur soyguncuların sevgi, şefkat ve empati beslemesine karşı rehinelerde aynı düzeyde soygunculara sadakat ve duygusal bir bağlılık duymuşlardır. Polis altı günlük çabanın ardından bankaya baskın yapar soyguncuları yakalar ve rehineleri sağ salim kurtarır ama olay burada olduğu gibi sonlanmaz soygun esnasında polisin baskın yapacağını anlayan rehineler soyguncuları uyarıp esir altında olanlar kendileri olmalarına rağmen farklı bir role bürünmüşlerdir. Başarısız soygun girişiminin ardından devam eden mahkeme süreci de soygun süreci kadar ilginçtir altı gün boyunca rehin tutulan kadın soyguncuyu sonuna kadar destekler, mahkeme sürecini tüm ayrıntılarıyla takip edip olayda soyguncun masum olduğuna dair tanıklık etmiştir. Hal böyle olunca çevresi tarafından şaşkınlıkla karşılanan kadın bunula da kalmayıp nişanlılık süreci içerisinde olduğu nişanlısından ayrılıp nişanı atmış ardından kendisini rehin alan ve yargılanıp hapse giden soyguncuyla ilişki kurmuştur. Görüş günlerinde hapishane ziyaretini aksatmayıp sürekli olarak ziyaretlere devam etmiştir. Bu olayın üzerine psikiyatri uzmanı Nils Bejerot, 1973 yılında Stockholm Sendromu’nu terminolojiye kazandırıp rehinlerle otorite arasında kurulan psikolojik bağ olarak tanımlamıştır. Stockholm sendromu bu olaydan sonra farklı farklı ülkelerde birçok şehirde görülmüştür. Stockholm sendromunun en belirgin özelliklerinden bazıları kendilerine yapılan en küçük iyilikte bile iyilik yapan kişinin kim olduğu fark etmeksizin sonsuz minnet duygusu duyması ve kendisine karşı yapılan kötülükte ise kendisini suçlu bulup şiddet uygulayan kişiye hak vermesidir.
İletişim sürecini doğru yönetemeyen, sevgisini ve nefretini nerelerde hissedip nerelerde hissetmeyeceğinin bilincinde olmayan birey yaşam akışı içerisinde en büyük zararı başta kendisine sonrasında iste çevresinde ona değer veren kişilere vermektedir. Medyada şiddet ve aldatma olaylarının birçoğuna günlük yaşantımızda şahit oluyoruz şiddet mağduru kadının veya erkeğin bulunduğu yeri terk etmemesi, ebeveyn şiddetine maruz kalan çocukların yine dönüp dolaşıp ebeveynlerini koruması ya da onlar gibi biriyle ilişki yaşamasını Stockholm sendromu ile benzetecek olursak bir duruma maruz kaldığı zaman kişinin kendi isteğiyle bilinçli olarak ilişkisini devam ettirmesini mantık çerçevesine sığabileceğini sanmıyorum. Belli olgunluk seviyesine gelip de iyi-kötü, faydalı-zararlı ayrımı yapamayan kişilerin doğru iletişimi kurmasını beklemek elbette zor ama yaşamda çevresine verdikleri zararları kişiler bakımından düşününce masum ve olayla uzaktan yakından bağlantısı olmayan bireylerin bu kargaşayı yaşamaya ne hakları var?
Empati, duygusal aşk ve psikolojik bağlılığın yönünün yanlış noktalara çevrildiği bireylerde kısa süreli mutluluğun vermiş olduğu hazla yaşama dönebileceğini düşünmesi tüm bu olaylardan daha vahimdir. Yaptığı tercihin yanlış olduğu gerçeğine eninde sonunda ulaşması geçmişte telafisi olmayan yaralara yerini bırakacaktır, doğru ve masum ilişkilerin sanıldığı kadar zor olmadığı günümüz dünyasında güvenemiyorum diyerek karşı tarafın arkadaşlık ve duygusal ilişkisini reddeden birey aynı seçiciliği defalarca yanıldığı ilişkide de düşünüyor mu acaba ? Masumane duygularımızı bizlere değer veren insanlarla beraber paylaşmamız sürdürülebilir mutluluğumuza, öznel ve psikolojik iyi oluşumuza ciddi katkıları olmakla beraber ayrıyeten psikolojik sağlamlığımızı da diri tutacaktır.
Değerli okuyucularım bu yazı hakkında görüş ve önerilerinizi yorum kısmında belirtmenizi ayrıca geçmiş yayınlarıma göz atmanızı rica ediyorum, daha fazla yayın için takipte kalın. Sevgilerimle…






2007 yilinda hakkaride bir karakol basildi ve 8 asker kaçirildi. Kacirilan askerler bir sure sonra çesitli muzakereler neticesinde karakoluna geri donduklerinde karakoldaki arkadaslarina çok iyi muamele gördüklerini soylediler hatta arkadaslari kaçirilan askerlerin kilo aldiginida soylediler daha sonra kacirilan askerlerden biri komutanina donup onlarin hakkini verin onlar bizi oldurmek istemiyor seklinde kendisini kaçiran teroristleri savunmus ve olayin ardindan o asker askeri mahkemede yargilanmistir gariptirki onlarin kaçirildi baskinda bir çok askerde şehit düsmuştur ve o karakolda bir çok kez teroristlerce taciz edilmis be baskina ugramisti kacirilan askerse sanki bu olaylari kendiside yasamamis gibi kacirilip geri dondukten sonra komutanina karsi az biraz merhamet gordu diye teroristleri savunmustur. Bu olayi 2007 yilinda o karakolda gorev yapmis ve bunlari bizzat görmus olan kuzenim anlatti dinleyince bende şasirmistim simdi ise bu olayi stokholm sendomuna benzettim
Yasin bey değerli yorumunuzdan ve verdiğiniz örnekten dolayı teşekkürlerimi sunuyorum karmaşık bir yapıya maruz kalmanın bünyede oluşturduğu durumun halen daha net bir açıklaması yok maalesef.
Daha fazla yayın için takipte kalın bu süre zarfında geçmiş yayınlarıma göz atabilirsiniz
Sevgilerimle…
Netflix te diziside var ismi CLARK
Güzel bir dizi
Öneriniz için teşekkür ederim Yasin bey.
Yeni yayınlar için takipte kalın bu süre zarfında önceki yayınlarıma göz atabilir, görüş ve önerilerinizi yorum kısmında belirtebilirsiniz. Sağlıklı günler…
Yusuf bey ürettiğiniz içerikler gerçekten aydınlatıcı. Ben de bir PDR öğrencisi olarak aydınlandım ve özendim açıkçası. :)
Beyza hanım öncelikle görüşleriniz için teşekkürlerimi iletiyorum en ufak bir faydamız dokunduysa ne mutlu bize..
Yeni yayınlarım için takipte kalın bu süreç içerisinde geçmiş yayınlarıma göz atabilir görüşlerinizi belirtebilirsiniz. :)
Yazıyı ilk açtığımda sıkılacağımı düşünmüştüm fakat anlatımınız son derece akıcı. Hayatımda yanılıp da mutlu olduğum nadir durumlardan ahahah
Ön yargınıza kapılmayıp sabırla içeriği okuduğunuz için teşekkürlerimi iletiyorum. Değerli görüşleriniz benim için önemli. Daima mutlu olmanız dileğiyle.
Yeni yayınlarım için takipte kalın bu süreç içerisinde geçmiş yayınlarıma göz atabilir görüşlerinizi belirtebilirsiniz.
Hocam sen manyak bir şeysin ya :)
Teşekkürler .. Görüşleriniz benim için önem arz etmektedir .
Yeni yayınlarım için takipte kalın bu süreç içerisinde geçmiş yayınlarıma göz atabilir görüşlerinizi belirtebilirsiniz.
Sevgilerimle… :)