Panik atak; İnsan vücudunda aniden başlayıp hızlıca şiddetini artıran aşırı korku, endişe ve sıkıntı nöbetidir. Beklenmedik anda organizmayı zayıflatan ve güçsüzleştiren yoğun korku dalgasıdır. Aniden kalp çarpıntısı en üst düzeye çıkmışsa nefese alıp vermede güçlük yaşanıyorsa muhtemelen panik atak yaşanıyor olabilir. Ataklar aniden herhangi bir uyarana bağlı olmaksızın veyahut belli olaylara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu durum karşısında vücut olaylara belli tepkiler vermektedir, bunlar; ölüm korkusu, nefes almada darlık, vücutta uyuşma ya da karıncalanma hissi, kontrolünü kaybetme ya da çıldırma korkusu, ani kalp çarpıntıları, titreme, boğulma hissi, terleme ve baş dönmesidir. Bunlardan 4 tanesi ve daha fazlası kişide görülüyorsa panik atak teşhisi konulmaktadır. Panik atak yaşayan birey bir süre içinde zirve noktasına ulaşıp biraz orada kaldıktan (yaklaşık 10 dakika) sonra yavaş yavaş korku ve diğer belirtiler azalır ve normale döner.1
Şimdi gelelim panik bozukluk kısmına. Nedir bu panik bozukluk?
Günümüz dünyasında pek çok insanın hayat koşuşturması içinde bazen nadir bazen ara ara panik atak geçirme ihtimali vardır. Bu sizi korkutmasın buraya kadar her şey normal esas problemin başladığı yer bu panik atakların olmadığı dönemler içinde “ya atak geçirirsem”, “ataklar sırasında ya ölürsem” gibi düşüncelere sahipseniz ve bundan dolayı önceden gittiğiniz belli yerlere gitmemeye başladıysanız, görüştüğünüz insanlarla atak geçiririm korkusuyla iletişiminiz zayıfladıysa, bu artık ruhsal bir boyuta dönüşmüş demektir. Buradaki ince çizgi şöyle; tek başına panik atak geçirmek bir bozukluğunuzun olduğu anlamına gelmiyor. Ya atak geçirirsem gibi düşünceler kişide yoğun korkuya ve özgüvenin zayıflamasına sebebiyet vermekle birlikte günlük yaşamdaki işlevselliği bir hayli düşürmektedir.2
Kişinin atak geçirdikten sonra iyileşme adına yeni adımlar atması mümkündür ama bu atak geçirdiği ortamı değiştirip bir daha oraya gelmemesi ya da orada bulunan insanlarla bir araya gelmemesi değil tabi ki de. Yapılması gereken önümüzde bulunan işimize devam edilmesidir. Hiçbir şey yapılmasa dahi atak belli bir dakika sonra kendiliğinde sonlanacaktır zaten. Vücuttaki kasılan kasların gevşeyip rahatlamasıyla atak yatışmaya başlar. Panik bozukluk yaşayan bireyler sık sık acile ve doktora muayene olma yoluna başvururlar, buradan aldıkları kalbinizde ve vücudunuzda problem yok yanıtı onları pek memnun etmez kesin bende bir şey var düşüncesi içindedirler. Cevaba tatmin olamayan birey acil ziyaretlerini de sıklaştırabilmektedir. Acil ziyaretlerinin artması kişinin günlük yaşantısını oldukça olumsuz etkilemektedir. Buna bağlı olarak kişinin yaşamdan zevk alma oranı da düşecektir. Panik bozukluk yaşayan birey günlük yaşam içerisinde işlevselliğini önemli ölçüde kaybetmesiyle beraber sürekli kendini emniyette hissetme ihtiyacı duymaktadır. Buna bağlı olarak telefonlarını sürekli açık tutup yanlarından ayırmazlar, bir seyahate çıkmak isterlerse yanlarına mutlaka “panik atak geçirirsem bana yardım eder” düşüncesiyle en güvendikleri insanı alma çabası içindedir.
Yaşam böyle devam etmez tabi, bir süre sonra çekilmez hale gelen panik bozukluk Beklentisel Anksiyeteye dönüşmektedir. Beklentisel Anksiyete bireyin yoğun endişe haline sebep olan aşırı bedensel dikkat durumudur. Artık birey “korkudan korkma” durumuna gelmiştir. Kişi bu süre içerisinde belli ortamlarda kendini güvende hissetmediği, sürekli olarak kaçtığı için artık panik bozukluğa Agorafobi de eşlik edebilmektedir. Agorafobi kişinin zor bir durumda kaldığı zaman ona yardım edecek kimsenin bulunmayacağı düşüncesi içinde olmasıdır. Kişi bu yüzden otobüs, tren, uçak gibi taşıtlardan uzak durabilir, köprü ve tünellerden korkup çekinebilir. Kalabalık caddelerde de bulunmaktan oldukça kaçındıkları da görülebilmektedir.
Panik bozukluk yaşayan birey öncelikle bu durumdan kaçmak yerine nedir bu panik bozukluk? sorusunu sormalı ve kendi kendine yardımı burada başlatmalıdır.
Panik atak bozukluğu çevresel mi ya da genetik mi sorusunun henüz net bir yanıtı yoktur. Ancak aynı aile içerisinde panik bozukluğunun görülmesinin diğer bireylerde de olduğundan genetik boyutun büyük öneme sahip olduğu düşünülmektedir. Yapılan araştırmalarda panik atakların 20’li yaşlardan sonra başladığı belirtilmiş ayrıca kadınların, erkeklere oranla iki kat daha fazla panik bozukluk yaşadıkları gözlemlenmiştir.
Panik bozukluk yaşayan bireyin ne yaşadığını o an bilmesi, korku ve stresini ciddi düzeyde kontrol altına almasını sağlamaktadır. Buna örnek olarak size bir çalışmadan bahsedeceğim, Sanderson ve arkadaşları 1989 yılında panik bozukluk yaşayan kişileri iki gruba ayırmış ve grupları aynı seviyede karbondioksit düzeyi yüksek havaya maruz bırakmıştır 1.gruba maskenin yanındaki düğmeden karbondioksitin kontrol edilebileceği bilgisi verilmiş 2.gruba karbondioksit düzeyinin kontrol edilemeyeceğinin bilgisi verilmiştir. Karbondioksit düzeyinin kontrol edilemeyeceğinin bilgisi verilen 2.grupta bulunan katılımcıların %80’i panik atak geçirirken 1.grupta karbondioksit düzeyinin kontrol edilebileceğini bilen katılımcıların ise %20’isi panik atak geçirmiştir. 3
Gelelim panik bozukluğun tedavisine; Panik bozukluğun tedavisinde bilişsel davranışçı terapi ve ilaç tedavisi kullanılmaktadır. İlaç tedavisinde Antidepresan (SSRI) ve Benzodiazepin (kaygı giderici ilaç) kullanılmaktadır ancak ilaç tedavisinde ilaçların sürekli bir şekilde kullanılması gerekmektedir bununla beraber Benzodiazepinler oldukça bağımlılık oluşturması durumu nedeniyle oldukça dikkatli kullanılmalıdır. Bilişsel davranışçı terapi kısmında ise beş aşamalı tedavi mevcuttur. Bunlar aşağıdaki gibidir.
1. Panik bozukluğun ne olduğu öğretilir.
2. Gözetleme yapılır günlük tutulabilir.
3. Nefes egzersizi teknikleri ve baş etme becerileri öğretilir.
4. Yeniden düşünme ve var olan kötü düşüncelerin değiştirilmesi öğretilir.
5. Maruz bırakma yapılmaktadır. 4
Bizim burada yapmamız gereken çevremizde panik bozukluk yaşayan kişilerin sıkıntılarını, problemlerini dinlemeli ve anlamlandırmaya çalışmalıyız. Kişiyi en kısa sürede bir uzmandan yardım almaya teşvik edici sözler söyleyebiliriz. Bu süre içerisinde “bir şey olmaz” “takma kafana” ya da “korkma” gibi kalıplardan bize ve panik bozukluk yaşayan kişiye yarar gelmeyeceği için kesinlikle uzak durmalıyız
Bu yazı hakkında görüş ve önerilerinizi yorum kısmında belirtmenizi ayrıca geçmiş yayınlarıma göz atmanızı rica ediyorum, daha fazla çalışmaya devam edeceğim. Yeni yayınlar için takipte kalın.
Esenlikler dilerim…
Kaynakça:
1Anxiety Disorders. (2013). In Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders. American Psychiatric Association.
2 https://www.hakanturkcapar.com/kitap%C3%A7%C4%B1klar
3 Sanderson, WC, Rapee, RM ve Barlow, DH (1989). Kontrol yanılsamasının, %5,5 karbondioksitle zenginleştirilmiş havanın solunması yoluyla indüklenen panik ataklar üzerindeki etkisi. Genel Psikiyatri Arşivleri, 46 (2), 157–162.
4 Otte, C. (2011). Anksiyete bozukluklarında bilişsel davranışçı terapi: Kanıtların mevcut durumu. Klinik Nörobilimde Diyaloglar, 13(4), 413–421.
https://www.helpguide.org/articles/anxiety/panic-attacks-and-panic-disorders.htm
Answers to Your Questions About Panic Disorder- Signs, symptoms, and effective treatments. (American Psychological Association)





Ülkeye psikolojik test uygulansa en az 60 milyonda panik bozukluğu çıkar :)