Dünyamızın bir gerçeği olan savaşlar insanlık tarihinde her zaman kara bir leke olarak durmaktadır. Savaşlarda insanların en değerli hakkı olan yaşama hakkı ve özgürlük hakları ellerinden alınmaktadır. Bu savaşların bazen haklı sebepleri olsa da bazen devletlerin hükümdarların kişisel çıkarları için insanların canına kıydığı da olmuştur.
İnsan oğlunun varoluşundan beri içinde olan güç para yönetme arzuları aslında dünya üzerindeki savaşların çıkmasına neden olmakta. Bakıldığında Hz. Adem’in çocukları Kabil ile Habil ile başlayan karşı tarafı karşı taraf ile arasında ki sorunları karşı tarafı yok etmekle çözme yöntemi daha sonralarında aileler arası çatışmalar kabileler arası çatışmalar devletler arası savaşlar ve en son nokta olarak dünya savaşlarına kadar uzanmıştır. Savaşlar kimi zaman sadece ordular arasında yaşanmış olsa da çoğu zaman bu savaşların en büyük tarafı masum siviller olmuştur. Mağlup tarafın halkı savaş sonucunda ya hayatlarını kaybederler ya da özgürlüklerini kaybederek esaret altına girerler. Bugün Ortadoğu’ya bakıldığında savaşlar milyonlarca sivilin canını almıştır. Geriye kalan halk ise ya zulme boyun eğip topraklarında kalmış ya da ülkelerini vatanlarını terk edip başka ülkelerde mülteci olarak yaşamaya başlamışlardır. Peki savaşlar insanlığa bu kadar zarar veriyorsa savaşsız bir dünya ve mutlak barış mümkün müdür?
Aslında savaşsız bir dünya oluşturabilmek için savaşmamız gerekiyor. Çünkü bu dünyada savaşla beslenen birçok sektör kurum ve devlet bulunmaktadır. Savaşlar çok masraflı olaylardır ve bu masrafların ortaya çıkardığı birçok sektör vardır. Bir savaş için öncelikle silah gereklidir bu silahları üretebilmek için fabrikalar, bu fabrikaları kurup silah üretecek mühendisler, işçiler, müdürler, işletmeciler gerekmektedir. Bu kadar yetişmiş insanı üretecek okullar gereklidir. Savaş başladığında askerlerin beslenmesi nakliyesi gibi ihtiyaçlar doğacak ve bunlar yeni sektörler doğuracaktır. Ve savaştan zarar görenlere ilaç satılacak insani yardımlar yapılacaktır. Burada saydıklarımdan daha başkada birçok sektör ortaya savaşla birlikte çıkar. Yani aslında savaşlar bir taraftan insanların ölmesine yol açarken bir taraftan da insanların hayatta kalıp evlerine ekmek götürebilmeleri için iş kolları da ortaya çıkarmaktadır. Biz bugün savaşlar bitsin insanlar ölmesin dediğimiz zaman karşımıza kendi devletlerinin bekası için savaştığını söyleyen devlet adamlarının arkasında savaşları finanse edenler ve bu savaşları bir ticaret sahası olarak görenlerde gelecektir.
Savaşlardan bu kadar kendisine ve çevresine menfaat sağlayan kişi ve kurum varken savaşmayalım barış içerisinde yaşayalım diyebilmek için ilk önce bu kan emicilerle savaşarak onları mağlup etmemiz gerekmektedir. Bu nedenle dünyamızda mutlak barışı sağlamak mümkün değildir. Savaş tarihimizin, günümüzün ve geleceğimizin bir gerçeğidir barış ise hayalperest kişilerin ortaya attığı gerçek dışı bir ütopyadır.





