Kişilik insan yaşantısının her anında kendini belli eden bir olaydır. Kuracağımız hayatı seçeceğimiz eşi, mesleği, kişiler arası ilişkileri ve sayamayacağım birçok şeyi etkileyen önemli bir faktördür. Kişilikte yaşanan problemlerin bozukluk olarak değerlendirilmesi ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi psikolojinin konusu olmuştur. Bireyin günlük hayatını yavaşlatan, yaptığı işte farklı birinden onay almadan çalışmasını sürdüremeyen, sosyal çevresinde bulunan insanlara karşı tutarlı bir bakış açısı geliştirememesi kişilik bozukluğunu kapsamaktadır. Özellikle intihar girişiminde bulunan bireylerinin %90’ında en az bir kişilik bozukluğu %74’üne ikiden fazla kişilik bozukluğu tanısı konulmuştur.1 Kişilik bozukluğunu etkileyen genetik, sosyokültürel, travmatik olaylar ve erken çocukluk yaşantıları faktörleri bulunmaktadır.
Genetik yapının kişilik bozukluğu üzerinde etkisi büyüktür. Birden fazla genin vücut içerisinde oluşturduğu kombinasyon sonucu nasıl bir kişiliğe sahip olduğumuz belirlenir. Yapılan araştırmalarda genetik faktörlerin kişilik üzerinde %30‘dan fazla etkiye sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Kişiliğin oluşmasında mizaç gibi biyolojik değişkenler de etkilidir. 2
Kişilik bozukluğu başlangıcında olan ya da tanı alan bireylerin yaşamları içerisinde travmalara sıklıkla rastlamak mümkündür. Kişilik gelişimi üzerinde yaşamın erken döneminde yaşanan olumsuz olayların ilerleyen yıllarda beyni ağır şekilde yaralayarak rahatsızlıklara sebebiyet verdiği görülmüştür. Özellikle kişilik bozukluğu yaşayan bireylerin çocukluk travmaları fazladır. Yapılan araştırmalarda kişilik bozukluğu tanısı alan kişilerin sağlıklı bir bireyle karşılaştırıldığında dört kat fazla travmaya maruz kaldığı gözlemlenmiştir3. Bebeklikte yapılan ihmalinin kişilik bozukluklarına sebebiyet verdiği yapılan araştırmalarda gözlemlenmiştir.
Şimdi gelelim kişilik bozuklukları alanında ilk ele alacağımız paranoid kişilik bozukluğuna. Nedir bu paranoid kişilik bozukluğu?
Paranoya ortada elle tutulur bir bilgi olmamasına rağmen bireyin diğer insanlara güvensizlik ve şüpheyle yaklaşma durumudur. Paranoid kişilik bozukluğu tanısı olan kimselerde; çevresindeki insanlarla yakın ilişki kurmaktan hoşlanmayan, her şeye aşırı duyarlı yaklaşan, olur olmaz yerde etrafına aşırı kıskançlık duyma davranışı görülür bununla berber bu kişilerde soğuk davranış halleri hakimdir. En küçük olaylarda bile sorumluluk almayıp başkalarını kolayca suçlama eğilimi içerisindedirler. Böyle olunca tabi bu insanlar sosyal çevre tarafında ilgi görmeyip ve tercih edilmez konumda kendilerine yer bulurlar. Ailesine ve arkadaşlarını bir gün yüceltip diğer bir gün yerin dibine sokan bireylerdir. Bu bireylerin genel olarak benimsedikleri “şüphe tek gerçektir” düşüncesidir. Sürekli olarak diğer insanlar tarafından kendilerine tuzak kurulduğunu düşünürler ve gününü bu hayali tuzak düşüncelerine çözüm arayarak geçirmektedirler. Bu durum günlük hayat içerisindeki görevlerini yerine getirememesini sağlayıp işlev kaybına neden olmaktadır. Arkadaşlarının bir gün kendisine ihanet edebileceği düşüncesi zihninin bir köşesinde hep vardır. Sürekli olarak başka insanların kendisine karşı niyetlerinin kötü olduğu kanısındadır. Paranoid kişilik bozukluğu tanısı alan bireylerin kendini ve etrafındaki her şeyi kontrol etmeyi çabalar. Bu çaba bireyde aşırı strese sebebiyet verir. Birey kimseye güvenmez, bir olayı en ince ayrıntısına kadar araştırıp net bir bilgiye sahip olsa bile yine şüphe duymaktan vazgeçmez. Kendisine yapılan en küçük bir iyiliği ayrıntısına ayırıp karşılıksız bir şey yapılamayacağını savunur. Acaba benden daha sonra ne isteyecek diye düşünür. Beraber takıldığı birkaç arkadaşı hakkında bile “benim arkamdan ne konuşuyorlar, yoksa başkalarıyla bir olup bana kötülük mü yapacaklar?” diye düşünmektedir.
Paranoid kişilik bozukluğunun başlangıcı çocukluk veya ergenlikte görülmektedir. Çocuğun akranlarıyla olan zayıf ilişkileri, sosyal ortam içerisinde kaygılı bir hal içerisinde olması, tuhaf düşence ve fantezilere sahip olmasıyla kendini gösterebilir. Ebeveynlerin bu konuda dikkatli olmalı, çocuklarla birlikte vakit geçirmeli, çocuklarda rastlanabilecek durumlara karşı da ayrıyeten bilinçlenme çabası içinde olmalıdır. Bununla beraber çocuklarını her ortamda gözlemlemesi gerekir çünkü ilerleyen yıllarda telafisi geç olmaması adına erkenden farkına varmak ve uzman yardımına başvurmak gerekir. Okul psikolojik danışmanlarının ise bu yaş gruplarında ekstra dikkat edip gözlemlerini aileye ve gerekli yerlere bildirmesi gerekmektedir. Özellikle çocuğun gelişim dönemlerine hakim olmalı ve okul içerisinde akran ve öğretmenleri okul dışında aile ve sosyal çevresiyle işbirliği içinde olup duruma bütünsel bakış açısıyla bakmalıdır.
Paranoid kişilik bozukluğu hakkında Türkiye’de (dereboy ve ark) yapılan çalışmalarda yaygınlık oranı %11,7 bulunmuştur. Ayrıca paranoid kişilik bozukluğu tanısının kadınlara göre erkelere daha çok konulduğu sonucuna varılmıştır.
Bu yazı hakkında görüş ve önerilerinizi yorum kısmında belirtmenizi ayrıca geçmiş yayınlarıma göz atmanızı rica ediyorum, daha fazla yayın için takipte kalın. Sevgilerimle…
Kaynakça:
(Yalvaç, Kaya ve Ünal 2014)1, (Buss 1999) 2, (Johnson ve ark 1999)3





