Nedir Bu Yalan?
  1. Anasayfa
  2. Premium

Nedir Bu Yalan?

2
Geoit - Reklam Alanı (Yazı Sonu)

Yalan, günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş; geçmiş, günümüz ve gelecek üçgeni arasında yerini korumaya devam etmiştir. Genel bir gözlem yapıp etrafımıza yalan nedir sorusunu soracak olursak alacağımız cevaplar farklı farklı olacaktır. Aslında eşinin yaptığı yemeği beğenmediği halde beğendiğini söyleyen ile işlediği ağır bir suçu inkâr eden kişinin yalan söylemek konusunda aralarında bir ayrım yoktur. Toplumun yalana bakış açısı ve değerlendirmesi bu yalanların ya kabul edilmesi ya da reddedilmesini belirlemektedir.

Yapılan çalışmalarda romantik ilişki içinde olan çiftlerde bağlanma korkusu yaşayan çiftlerin eşlerine daha fazla yalan söyledikleri tespit edilmiştir. Yalan, her yaş grubunda yaygınlığını sürdürmektedir. Örneğin çocuk ve ergenlerle yapılan çalışmalarda ergenlerin özgürlük korkusu yaşadıkları durumlarda yalan söylemeye başvurdukları gözlemlenmiştir. Çocuklarda ise yalanın daha çok, küçük yaşlarda yaygın olduğu ancak 7 yaşından sonra söylenen ısrarlı yalanların davranış bozukluğundan kaynaklanabileceği belirtilmiştir. Yalan söylemek zihni aşırı yoran bir eylem olmakla beraber yalan söyleyen kişileri de sürekli tetikte tutmaktadır. Hiç kimse söyleyeceği bir yalanın ortaya çıkmasını istemez ve bu sebeple söylediği yalanın aşikâr olmaması için elinden gelen tüm mücadeleyi vermektedir. Yalan söyleyen kişi öncelikle çok iyi olay örgüsü kurup, kurduğu olay örgüsünde kendisine yer vermektedir. Kişi bu hikâyede kendini ya kurban ya da kahraman olarak göstermektedir. Yoğun bir zihinsel çaba gerektiren bu süreç normal anlatılan olaya göre daha zor ve çetrefillidir.

Tabi yalan burada bitmiyor, hikâye devam bile etse inandırıcılığın da bir o kadar iyi olması gerekmektedir. Yaşam içerisinde yalanın olduğu her an insanın bilişsel yükü artmaktadır. Çıkarlar ve kayıpların bu denli önemli olduğu çağda kaybetmemek için ne kadar mücadele veriliyorsa kazanmak için de o kadar mücadele verilmektedir. İnsanlar günlük hayatı içerisinde sosyal ilişkilerinin yoğun olduğu ve kendilerine sosyal rol yüklendiği zamanlarda beyaz yalan olarak adlandırdıkları yalanları söylemeye daha yatkındırlar. Bireyler beyaz yalanların, kendileri ve diğerlerinin iyiliği için söylediklerini ifade edebilirler.

Yalanın yaygınlığı artık meslek grupları üzerinde de etiket haline gelmiştir. Avukat, politikacı, pazarlamacı vs. meslek gruplarının bu konuda biraz daha öne çıktığını görmekteyiz. Yalandan aldıkları güç ile belli şeyler elde etmek isteyen kişilerin etkili olduğu ancak bir süre sonra gerçeklerin ortaya çıkmasıyla beraber yalancı olarak anılıp güç kaybetmesi kaçınılmaz gerçektir. Alanda yapılan çalışmalarda kadınların erkeklere göre söyledikleri yalanı sürdürme ve detaylandırma konusunda daha iyi oldukları sonucu gözlemlenmiştir. Araştırmada kadın katılımcıların söyledikleri yalanları hafızalarında erkeklere göre daha iyi tuttukları, erkeklere oranla daha az bilişsel hata yaptıkları sonucuna varılmıştır. Tabi bu çalışmadan kadınlar daha iyi yalan söylüyor sonucu çıkarılması doğru değildir. Yapılan araştırma alan içerisinde eleştiriye açık bir çalışmadır.

Peki hangi durumlarda yalan söyleniyor?

İnsanlar istediklerini elde etmek, istenmeyen sonuçları ortadan kaldırmak, çevre tarafından kabul görmek ve takdir toplamak, imajını kaybetmekten korkmak veyahut imajını yükseltmek, özel hayatının gizliliğini korumak ve başkalarını manipüle etmek için yalan söylüyor. Genel bir çerçevede değerlendirme yapılacak olursa kişi yalanı kendisi için yüksek yarar sağlamak ve oluşabilecek durumlardan en az zararı alarak çıkmak için kullanır. Kişi bu durumlardan haz alırsa, yalan sürecine devam edip her gün bir adım daha girdabın içerisine girmektedir. Yalan söylemek bir süreçtir ve tüm bu süreç sistematik olarak gelişir. Dil ve düşünce beraber hareket edip yalan söylerken, vücut bu sistemin içerinde geri kalmaz ve en uygun düzeyde uyum sağlar.

Geoit - Reklam Alanı (Yazı Sonu)

Yalan söyleyen kişide fizyolojik olarak nabız, kan basıncı ve nefes alma verme hızı artmakla beraber ter bezleri aktif hale gelir. Ellerin; alın, burun ve enseyle teması ve ayak parmaklarını sıkması da görülen davranışlar arasındadır. Saydıklarım her yalan için geçerli değil elbette. Kişinin yalana kattığı anlam ve verdiği değer doğrultusunda bu fizyolojik belirtilerin görülmesi büyük olasılıktır. Yalan söylemek için insanın en az bir kişiye hitap etmesi gerekmektedir. Ancak tüm bu yalan süreçleri önce bireyin iç dünyasından çıkıp kendisini inandırdıktan sonra diğerlerini inandırma çabası içindedir. Yapılan araştırmalara göre, söylenen yalanların belli bir kısmına kişi kendisi inandıktan sonra karşısındaki kişiye söylemekte ve inandırma çabası içine girmektedir. Şöyle düşünebiliriz insan en kolay kendini kandırabiliyor.

Peki insan kendine neden yalan söylüyor?

Temel sebeplerden birisi insanın kendini avutmasıdır. Bu avutma etrafında gelişen başarısızlığın üzerini örtme, sonuçlar ve sorumluluklardan çekinme, hakikat ve gerçeklerden kaçınmadır. İnsanı dipsiz kuyu gibi içine çeken bu süreçten kurtulmanın en gerçekçi yolu; kişinin düşünüp “ben ne yapıyorum?” demesiyle süreci başlatmasıdır. Ardından gelen arzu, istek ve zaaflarını fark edip gerçekçi olmasıdır. Yalansız bir hayat isteyelim en azından kendimiz için.

Başta kendimize olmak üzere karşımızdaki kişiye yalan söylemek ve aldatmak gelecek yıllarda hesabını vermeyeceğimiz bir hale gelebilir. Bu yüzden attığımız adımları, vereceğimiz kararları ve söyleyeceğimiz sözleri en iyi şekilde tartıp sonrasında hareket rotamızı belirlemeliyiz. Yalan üzerine kurulu bir düzenin, her ne kadar kısa süreli vadettikleri hoş ve güzel görünse de sonunun olmayacağı bilincinde olmak bizim için en gerçekçi hedef olmalıdır. Söylenen yalanların bir gün ortaya çıkacağını Sigmund Freud’un şu sözüyle ifade etmek istiyorum: ❝Görmek için gözleri, duymak için kulakları olan herkes bilmelidir ki; hiçbir ölümlü sır saklayamaz, dudakları sussa parmak uçlarıyla konuşur ve ihanet her bir gözeneğinden sızar.❞ 1(Freud 1959)

Bu yazı hakkında görüş ve önerilerinizi yorum kısmında belirtmenizi ayrıca geçmiş yayınlarıma göz atmanızı rica ediyorum, daha fazla çalışmaya devam edeceğim. Yeni yayınlar için takipte kalın.

Esenlikler dilerim…

What’s your Reaction?
+1
0
+1
82
+1
972
+1
329
+1
0
+1
9
+1
0

Geoit - Reklam Alanı (Yazı Sonu)
Yazı Kaynakları
1- DePaulo B M, Kashy D A, Kirkendol S E ve Wyer M M (1996) Lying in Everyday Life, Journal of Personality and Social Psychology, 70 (5), 979-995.
2- YALAN SÖYLEME KABİLİYETİ VE HAFIZA: CİNSİYETLER ARASI KARŞILAŞTIRMA Emrah Akçay*
3- Barış Özcan ile 111Hz- Playing From Podcast/Spotify
4- Vrij A (2008) Detecting Lies and Deceitp it Falls and Opportunities, John Wiley & Sons Ltd.,West Sussex.
5- Vrij A, Granhag P A ve Mann S (2010) Good Liars, The Journal of Psychiatry & Law. - 0093-1853, 38, 77-98
6- 1 Sigmund Freud(1959)

Merhabalar ben Yusuf Bingöl Erzincan Üniversitesi Psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümü öğrencisiyim EFDALOG'da Psikoloji kategorisine içerik üretiyorum.

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir
anhedoni-one-cikan-gorsel-efdalog

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

Yorumlar (2)

  1. 20/07/2023

    Freudun sözü bana “yalancının mumu yatsıya kadar yanar” atasözünü aklıma getirdi. Bu nedenle hiçbir sır ve yalan gizli kalmaz. Elinize sağlık…

Bir yanıt yazın