İstenmeyen Bir Yaşam: Sosyal Fobi
  1. Anasayfa
  2. Premium

İstenmeyen Bir Yaşam: Sosyal Fobi

0
Geoit - Reklam Alanı (Yazı Sonu)

Bir kıpırtı var içinde, aslında bir bakıma nedenini bildiği ama derinlemesine bakınca bir anlama veremediği bir his var. Bu his, genelde kendini başkaları ile kıyaslayınca ortaya çıkıyor. Senin hayal ettiğin, ulaşmak istediğin hedefleri senden önce sürekli birileri gerçekleştiriyor. Tabi bu hayaller ve hedeflerden mahrum kalma ve hayattan bir şeyler kaçırıyormuş hissi kine dönüşüp, bu hayalleri gerçekleştiren kişilere karşı öfke ve nefret duyulmasına sebep oluyor. Hal böyle olunca var olan sosyal ilişkiler bozuluyor, yeni ilişkiler başlatmak bir bakıma zorlaşıyor. Aslında hayattan bir şeyler kaçırıyorum hissine zaman zaman bütün insanlar kapılabiliyor bu kısım normal. Normal olmayan kısım kişinin, gün içinde sürekli bir şeyler kaçırıyorum düşüncesine kapılıp aynı şekilde var olan günüde kaçırmasıdır.

Kişi günlük yaptıklarını en ince ayrıntısına kadar değerlendirip kendi içinde tartıştıktan sonra bir sonuca varamadan öylece kalır. Birinden çok hoşlanıyorum ama bir türlü sevgimi belli edemiyorum, duygularımı açığa çıkaramıyorum. Üzerimde utangaçlık, endişe ve kaygı var. Boş ver tanışma tanışsan ne olacak diyorum kendime, belki benimle beraber olmak istemez. Senaryo tam olarak bu işte. Sosyal Anksiyetede yani bir diğer adıyla sosyal fobide kişi yeni ilişkilerden ve bilinmedik ortamlardan hoşlanmaz. Edineceği yeni arkadaşlık ilişkilerinde sürekli kaygı ve endişe içindedir. Herhangi bir ortamda otururken acaba espri yapsam mı diye düşünüp ardından “ya gülmezlerse”,” ya rezil olursam” deyip susmayı tercih etmektedir. Bazı kişilerde Sosyal Anksiyete ikili ilişkilerde görülürken bazı kişilerde en basitinden sunum yapmak korkusu, topluluk önünde konuşamama gibi durumlarda görülebilir.

Sosyal Anksiyetesi olan birey zaten ilişki başlatma noktasında zorlanırken bir de sürekli olarak karşısındaki kişinin kendisi hakkında ne düşündüğünü merak edip içi içini yer. Aklında geçen düşünce şöyledir “arkadaşım bende var olan sorunu gördü ve benim ne kadar kötü birisi olduğumu anladı artık benimle arkadaş olmayacaktır”. Birey bu düşünce yapısı içinde sıkışıp kalır. Aslında olaya bütüncül bir yapıda bakacak olursak bu düşünce yapısına sahip olmak bireyin kendisine “evet ben eksik ve yanlışım ve karşı taraftaki kişide bunu anladı” demesidir.

Peki Öyle Mi Gerçekten?

Çevremde Anksiyetesi olan insanlar var elbette ama durum sanıldığı gibi değil. Gayet kaliteli espriler yapan, hoş ve tatlı sohbeti olan insanlar. İyi ve gerçekten insanlara faydalı olma noktasında istekli bireyler.

Anksiyetesi olan insanlar karşısındaki kişilere yoğun empati duygusu besler, vicdanlı ve merhametli kişilerdir. İnce düşünceli hassas yapılı bireyler olmakla beraber insanlara yardım etmek isteyen bir yapıdadırlar. Birey aslında kendini olduğundan daha alt bir konumda görüyor hal böyle olunca kendini insanlardan uzaklaştırıyor ve sonuç olarak kendi potansiyelinin yok olmasını göz göre göre izleyip kalıyor.

Geoit - Reklam Alanı (Yazı Sonu)

Yakın arkadaş ilişkilerine aşırı önem vermek Sosyal Anksiyetede önemli bir belirtidir. Kişi zaten çevreyle zar zor ilişki kuruyorken bir de elinde olan güvendiği arkadaşını kaybetmek onun için kâbus gibidir. Düşünce yapısı olarak arkadaşım beni ben olarak kabul ediyor düşüncesine sahip olup onu bir nimetmiş gibi kaybetmemek için yoğun çaba gösterip fedakarlık yapmaktadır.

Anksiyete Nasıl Ortaya Çıkıyor?

Birçok olay birbirini tetikliyor elbette. Genetik faktörün yanı sıra yaşanan travmalar, zorbalıklar ve olumsuz aile içi ilişkiler anksiyeteyi etkileyebilir. Kişi bu süreci yaşamış olabilir örneğin sunum yaparken yapılmaması gereken bir davranış yapmıştır ve sınıf arkadaşlarına rezil olmuştur.

Burada birey alaya alınmış ve korkmuş olabilir. Belki de başlangıç noktası budur. Ancak şöyle de olabilir bu durumu yaşayan bir arkadaşına rastlayabilir ve sosyal öğrenme yoluyla bu davranışı öğrenebilir. Ya da anlatılan hikayeler ve olaylardan da çıkarım yapabilir.

Günümüz şartlarında saydıklarımın tümü mümkündür. Özellikle sosyal medyanın yaşamımıza girmesiyle beraber bu tür yaşantıların çoğaldığına dair araştırmaları görebiliriz. Sosyal anksiyete belirtileri olan kişilerde genelde kendilerine karşı kalıp yargıları vardır bunlar şöyledir.

  1. “Dış görünüşüm iyi değil kendimi çirkin buluyorum”, “acaba arkadaşlarım hakkımda ne düşünüyor”. “Tanışacağım kişiler hakkımda ne düşünecekler”. “Fiziksel özelliklerimin kötü olduğunu anlayıp beni terk ederler mi acaba” diye düşünür.
  2. Karakterlerini kusurlu bulurlar. Örneğin “ben zor biriyim kimse benimle kolay kolay anlaşamaz” düşüncesi,
  3. Sosyal açıdan beceriksiz olduğunu düşünmesi ve kendi kendine “kimse benimle sohbet etmek istemez zaten ben de sohbet başlatamıyorum” diye düşünür.
  4. Anksiyete belirtilerinin ortaya çıkmasından çok korkarlar, fark edilmesi halinde insanların kendisine acıyacağını ve farklı gözle bakacağın düşünür.

Yaşamın her döneminde bireyler anksiyete ile karşı karşıya kalmış olabiliyor. Hayatında hiç kaygılanmamış veyahut anksiyete ile karşılaşmamış kişilere rastlamak çok zor onu da belirteyim. Yaşamımızda karşı tarafın görüşlerini ve fikirlerini bir dönem illaki önemsiyor ve düşünüyoruz. Hiç düşünmemek umursamamak ve hissizleşmek normal bir durum değil elbette.

Günlük yaşantımızı etkilemediği sürece ve iyi kararlar verebilmek için düşünmeye ve değerli insanların fikirlerini almaya ihtiyacımız olduğu zamanlar olacaktır. Birileri tarafından beğenilmek, sevilmek istiyoruz. Yaşadığımız süre boyunca yeni insanlarla tanışacağız, yeni işler yapacağız. Hayatın olağan akışından kaçmanın ve ömrünün sonuna kadar bunu devam ettirmenin imkânsız olacağını biliyoruz. Nereye kadar böyle devam edecek?

Türkiye’de yaşamak, anksiyetesi olan bireyler için bir tık daha zordur. Toplulukçu kültür anlayışıyla yaşamımızı sürdürdüğümüz için iç içe geçen bir yapının ortasındayız. Birey kendini ne kadar çemberin dışına atmaya kalkışsa da bu şartlarda rahat edebileceği yeri bulması bir hayli zordur. Ancak sosyal medyanın aktifliğini artırması ve kullanıcıların çoğalmasıyla beraber kişi kendine yepyeni bir alem kurup orada yaşamını sürdürmek isteyecektir. Ama ne kadar doğru bu? Gelinen noktada kendini iyice köşeye sıkıştıran birey sosyal mecralarda bile zaman zaman arkadaşlık kurma, eleştirilmekten kaçınma ve gönderilere yorum yapma konusunda sorun yaşamaktadır.

Bende Sosyal Olmak İstiyorum Ama Anksiyete Engelini Bir Türlü Aşamıyorum Çözümü Ne Bunun?

Kişi yaşadığı olayın farkı vardıktan sonra harekete geçmek çok önemli, en küçük fırsatları değerlendirip sunum olduğu zamanlarda veyahut görevlerde kendini ortaya atmalıdır. Her ne kadar zor olsa da sürecin iyi yönetilmesi ve anksiyeteden kurtulmak için ilk ve en önemli yapılması gerekendir.

Yeterince sosyal olmak bizi ayakta tutar ve geliştirir, bu ilkeye göre hareket edip maruz kalma ile yeni sosyal çevre arayışı olmalıdır. Doğa sporları, takım oyunları ve sosyal etkinliklere aktif katılım önem arz etmektedir. Bir ekibe dahil olunabilir buradan yeni arkadaşlar edinmek daha kolay olacaktır.

Mükemmeliyetçi yapıyı terk et! Lütfen kendin ol seni seven, seninle beraber olmak isteyen doğal halinle seninle birlikten olsun. Ufak tefek hatalar yapsan bile bulunduğun ortamlardan kaçınma. Alay edenler, dalga geçenler her zaman olacaktır.

Herkesin seni sevmesini, kabul etmesini bekleme. Yok böyle bir dünya, biliyorum herkes sevilmek ve kabul edilmek ister ama olmayınca olmuyor. Bazı tohumlar bazı topraklarda yeşermiyor maalesef, geleceğe bakıp seninle beraber olan kişilerle yürüyüp yaşamına değer katacak noktalara değin.

Ve önemli bir olay daha var eyleme geç ve hareket et! oturarak belli durum veya olaylardan kaçınarak bir yere varılamayacağının farkına var ve çık dışarı, selam ver insanlara, adres sor, yanlış otobüse bin seyahat et ve yabancı ortamlara kendini maruz bırak.

Yeni insanlarla tanışırken veya yeni görevler alırken lütfen olaya gerçekçi bak. Olayın gerçekleşeceği ilk an anksiyeten düzeyin yükselebilir. Bu gayet doğal öncelikle bunun farkında ol. Ardından bunun sürekli olmayacağını bil ve bir süre maruz kal daha sonra her şey normal seyrine dönecektir. Bunun gerçekleşmesi zaman alıyor ama farkında olmak güç verecektir sana. Unutma bu bir süreç.

Hayat boyu anksiyete ile yaşamak geriye dönüp anılara bakınca pişman olacağın şeylerle dolu olacaktır. 9 yıl sonra anılar aklına gelince o kötü hissi ve pişmanlıkları yaşamamak için harekete geçmelisin. Neyse problemin yüzleş onunla çünkü bunu en iyi sen biliyorsun. Dünya ne kadar gelişse de değişse de insan ilişkilerine hep ihtiyacımız var.

Bu yazı hakkında görüş ve önerilerinizi yorum kısmında belirtmenizi ayrıca geçmiş yayınlarıma göz atmanızı rica ediyorum, daha fazla çalışmaya devam edeceğim. Yeni yayınlar için takipte kalın.

Esenlikler dilerim…

What’s your Reaction?
+1
0
+1
445
+1
4.2k
+1
1.7k
+1
0
+1
32
+1
31

Geoit - Reklam Alanı (Yazı Sonu)

Merhabalar ben Yusuf Bingöl Erzincan Üniversitesi Psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümü öğrencisiyim EFDALOG'da Psikoloji kategorisine içerik üretiyorum.

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir
kimim-ben-one-cikan-gorsel-efdalog

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.