Nar Ağacı Nazan Bekiroğlu tarafından 2012 yılında kaleme alınmış bir romandır. Yazarın en sevdiğim romanıdır.
Roman Azerbaycan, Batum , İran, Trabzon çevresinde şekil alır. Konusu özellikle Rusların Birinci Dünya Savaşı sırasında Trabzon’u işgalleri ve daha sonrasında gerçekleşen Bolşevik ihtilali üzerine kuruludur. Adının Nar Ağacı olma sebebi ana karakterlerden biri olan Zehra’nın evinin bahçesini süslemesinin yanı sıra Rus işgali sırasında baltalanmış olmasına rağmen çiçeklenmesidir. Kesilmiş olan ağaç nice acılar çeken Settarhan ve Zehra’nın birbirlerine aşık olması sayesinde çiçeklenen hayatlarına dikkat çeker. Settarhan bir Azerbaycan Türküdür. Fakat roman Azerbaycan topraklarının günümüz İran topraklarının da birini kapsayan dönemi anlattığından Settarhan’ın anayurdu Tebriz’dir. Settarhan halıcılıkla uğraşır ve Tebriz’de akrabası olan Azam’a aşıktır. Fakat Azam’ın gönlü Settarhan’ın halı teslim etmeye evine gittiği ve daha sonra Tebriz’e davet ettiği Zerdüşt Piruz’a düşer. Azam ve Piruz birlikte Tebriz’den kaçarlar. Bu olay sonrası için Settarhan’a Batum yolu açılır ve Batum’dan Bolşevik ihtilali yüzünden Trabzon’a kaçar. Trabzon’da bir çaycıda çalışmaya başlayan Settarhan tıpkı kendi gibi yurdunun acılarına şahit olmuş olan Zehra’ya aşık olur. Bu aşk dallarını Trabzon’da atmıştır.
Zehra Trabzonludur. Ailesinin dik başlı çocuğudur. Kardeşi İsmail, Birinci Dünya Savaşı’na katılır ve salgın hasatlıklar nedeniyle vefat eder. Trabzon Ruslar tarafından işgal edilince İstanbul’a akrabalarının yanına yola çıkarlar. Yol onlar için zor geçer çünkü aynı salgına Zehra da ailesiyle beraber yakalanır. Zor da olsa atlatır. Bolşevik ihtilalinden sonra Ruslar Trabzon’dan çekilir ve Zehra ailesiyle birlikte yuvasına geri döner.
Yıllar sonra Settarhan ve Zehra’nın torununa Tebriz’den bir mektup gelir. Bunun üzerine Tebriz’deki akrabalarına aramaya koyulan torun, bu çiftin acılarla dolu hayatlarını, zorluklara rağmen birbirlerine nasıl kenetlediklerini keşfeder. Bu keşif bize zaman içinde yolcukla anlatılır. Torun, bulduğu fotoğrafların içine girer ve o anı o zamandaymış gibi yaşar. Bir gözlemci edasıyla tüm olayları bize aktaran da torunun kendisidir.
Roman kaderin bize yollar çizdiğini yollarımızın biriyle kesiştiği zamanların nasıl bizim hayatımızın içine işlediğini gösteriyor. Settarhan ve Zehra’nın aşkı öyle temiz ve saf ki insan okurken ikisinin birbiri için yaratıldığına kanaat getiriyor. Kitap, tüm duygulara hitap ederken mutlu bir kavuşma hikayesiyle son buluyor.




