Geceyi nasıl silermiş güneş
Yıldızları nasıl kör edermiş ışığıyla
Yağmurlar düşünce toprağa
Kuru dallar aşkla nasıl yeşerirmiş
Zaman nasıl akıp gidermiş damarlarımızdan
Damarlarımız kanla doluymuş
Kalplerimiz taşlaşmadan evvel
Kurumuş çeşmelerimiz zamanla
Ruh, tende gazel olmuş
Savrulmuş oradan oraya
Dinle
Sabah oldu
Şükür sırası kuşlara geldi
Sustu derede kurbağalar
Sustu mezarda çiyanlar
Dinle
Gece bitti
Heybem bomboş zifiri karanlık…
Dağların arasında uyurken güneş
İtler, gecenin hakimiydi
Bense yalnızlığımın esiri
Güneş doğdu bitti kabus
Bir bir dağıldı itler
Kaçıştılar bir bir mağara ağızlarına
Bense yalnızlığımın esiriyim
Bilekçemden umudumu kestim
Kırıldı kolum kanadım
Adları unutulmuş ölülerle beraber
Karanlığımda kıyameti bekliyorum
Dünyadan haber soruyorlar
Senden bahsediyorum…
Erebildin mi sırrına vuslatın
Eli hançerli melek
Seni de uyandırdı mı derin uykundan
Ara bul beni karanlığımda
Gök-yüzünü özledim.
Sahi dünya nasıl
Unutuldu mu adım?






İsmet bey fevkalade bir şiir içime işledi
Keyifli okumalar Mine Hanım.
Hocam şiiriniz harika. Yayınlayabiliyorsunuz çok şanslısınız. Ben henüz yayın fırsatı bulamadım :(
Değerli yorumunuz için teşekkür ederim Mehmet Arif Bey. Sizde isterseniz kıymetleri yazılarınızla efdalog ailesine dahil olabilirsiniz. Sitemize ve ınstagram sayfamıza bakmanızı tavsiye ederim. Başarılar.
Sayın kalemi gibi yüreği de güzel İsmet bey, harikulade şiirlerinizi en önce ben okuduğum için çok mesudum ve çok minnettarım size. Allah ömür verirse bu güzel şiirlerinizi en önce ben okumaya talibim. Her zaman kaleminiz için elimden ne gelirse yapmaya hazırım. Beni güzel yüreğinize yoldaş seçtiğiniz için çok mesudum ve mesutluğum, esrikliğim hep sürsün isterim. Sizi çok seviyorum.
Peri kızınız…
Kıymetli Güler Hanım… Kelimeleri, ilhamından çok sevmek de ihanettir. Yahut fikrimce öyledir. Esrikliğiyle, mesutluğuyla bir ömür boyu ilham olmanız dileğiyle.