Baideng savaşı, günümüzde Çin’in kuzeyindeki İç Moğolistan Özerkliğine bağlı Şansi bölgesinin Datong şehri civarında MÖ 200’lü yıllarda gerçekleşmiş ve Çin’in Hunların üstünlüğünü kabul ettiği savaştır.
Kendisinin Yüeçilere esir düşmesine sebep olan babası Teoman Han’ı öldürerek başa geçen Metehan, “eli kılıç tutan ve ok atan tüm kavimleri” bir birlik altında toplamış ve ilk defa Hunlar arasında birliği oluşturmuştu. Çin ise içinde bulunduğu iç savaştan dolayı Hunların birleşerek güçlenmesini engelleyebilecek bir durumda değildi. İç savaşın galibi Han hanedanını kuran ve bu hanedanın ilk imparatoru olarak anılan Liu Bang- Gao-zu olmuştu. Gaozu ilk başta Hunların büyük bir tehlike oluşturmadığını, oluşacak bir tehlike karşısında ise Hunlarla arasındaki kuzey bölgesindeki kalelerin, bu tehlikeyi Çin topraklarından uzak tutabileceğini düşünmüştü.
Çin’in yaşadığı iç savaş sırasında Hunlar, Gobi Çölü ve kuzey topraklarında üsler elde etmişlerdi ve bunları kaybetmek istemiyorlardı. Her iki taraf da aralarında bir savaşın kaçınılmaz olduğunun farkındaydı. Gao-zu, kendi toprakları ile Hun toprakları arasında yer alan bölgedeki Chu-yan, Wu-wei, Chang-yeh, Shuo-lang, Tai, Yen, Wu-yuan, Yu-poi-p’ing, Lo-lang derebeyliklerini merkeze bağladı. Ayrıca bölgedeki Tun-Huang, Shou-Fang, Yen-men, Liao-Tung, Hsuan-T’u kalelerinin başına kendisine bağlı kişileri atadı. En stratejik öneme sahip kale olan Mai kalesinin başında ise akrabası olan Han-Hsin bulunuyordu. ilbet

Çinliler ile Hunlar arasındaki sıkça el değiştiren bölgeler vardı. Bu bölgelerin kesin olarak Hunlara bağlaması için bölgede üstünlük sağlanmalıydı. Mete Han, Han-Hsin’den kendisine tabii olmasını istedi. Han-Hsin ‘in reddi sonucunda Mete Han sefere çıktı. İlk hedefi Sarı ırmağın kuzeyindeki derebeyleriydi. Hunlar, hızlıca bu bölgeleri topraklarına kattılar. Her ne kadar toprak kazanıldıysa da kazanılan topraklar stratejik öneme sahip değillerdi. Bu nedenle Mete Han, Mai kalesini kuşatma altına aldı. Hun ordusu, Mai kalesine gelecek savunmayı engellemek için ikiye bölündü. Han-Hsin zor durumdaydı ve Gao-zu’ya yardım gelmezse teslim olacağını söyledi. Gao-zu yaya okçular ve piyadelerden oluşan yaklaşık 320 bin kişilik ordusuyla Mete Han’a karşı harekete geçti fakat Han-Hsin’e kaleyi teslim etmeyi düşündüğü için Hunları yenseler dahi onu idam edeceğini söyledi. Han-Hsin bunun üzerine Mete Han’a sığındı ve kale Mete Han’ın eline geçti. yabancı dizi izle
Mete Han, ordusunun bir kısmını Gao-zu önderliğinde gelen Çin ordusunun üzerine gönderdi ve yerlerini tespit etmelerini istedi. Hun ordusu, Çin’in öncü birliklerine bilerek yenilerek Çin ordusunu Mete Han’ın bulunduğu bölgeye çektiler. Çin ordusu, bu birliği takip ederek Mete Han’ın başında bulunduğu birlikle karşılaştılar. Gao-zu Mete Han’a bir elçi heyeti gönderdi. Mete Han onları cılız atlara binmiş yaşlı Hun askerleri ile karşıladı. Bu sayede elçiler, Hun ordusunun zayıf olduğunu düşündü ve Gao-zu’ya bu şekilde ilettiler.
Mete Han savaş alanından savaşmadan geri çekildi ve Çinlilerin onları takip etmesini sağladı. Niyeti Çinlileri daha soğuk topraklara çekmekti. Gao-zu önderliğindeki Çin ordusu, Hunları takip ediyor fakat Hunlar gibi soğuğa hazırlıklı olmamaları sebebiyle yavaşlıyor, psikolojik açıdan durumdan kötü etkileniyor ve etkisiz duruma düşüyorlardı. Çoğu soğuktan dolayı parmaklarını kullanamaz olmuştu ve okçular bu durumdan en çok etkilenenlerdi. arcane izle

Gao-zu, Hun ordusunu gözden kaçırmamak için, soğuktan dolayı yavaşlayan askerlerini geride bırakarak yaklaşık 25 bin kişilik atlılarıyla takibe devam etti. Çin ordusu, Hunlara Baideng şehri yakınlarında yetişti. Ancak, Çinliler savaş pozisyonu aldıklarında ormanlara ve tepelere yerleşen Hun askerleri asıl orduya katıldı. Bu sahte geri çekilme, Türklerin en bilindik taktiklerindendi.
Gao-zu, Hunları oyalayarak geride bıraktığı ordusunun savaşa yetişebileceklerini düşünmüştü. Fakat, geride kalan ordu savaşa yetişemedi, Gao-zu da askerlerine Baideng şehrine kaçmalarını söyledi. Mete Han ise Çin ordusunu takibe aldı ve takibin sonucunda Baideng şehrini kuşatma altına aldı. Amaç kuşatma sonucunda ordunun direncini kırmak ve teslim olmaya zorlamaktı. Kuşatma sırasında Çin ordusunun geri kalanı da şehre gelebildi fakat soğuk yüzünden bitkin olan ordu, Hunlara karşı etkin bir saldırı yapamadı ve kuşatmanın kalkmasını sağlayamadılar.
Kuşatmanın 7.gününde Mete Han, Çin’i hakimiyetine alarak güney topraklarına doğru genişlemenin Hunları nüfusu fazla olan Çinliler tarafından asimile olmasına neden olabileceği ve aynı zamanda güneydeki toprakların Hunların yaşamına uygun olmadığı gerekçesiyle, Gao-zu ve ordusunun Hun askerlerinin açtığı boşluktan şehri terk etmelerine izin vermişti fakat açılan boşlukta Hun askerleri oklarını Çin ordusuna yöneltmişlerdi. Çin ordusu bu küçük düşürücü halde şehri terk etmiş ve iki taraf arasında bir anlaşma yapılmıştı. Anlaşmaya göre Çin, Hunlara yıllık vergi olarak pirinç ve ipek verecek, Hunların şimdiye kadar aldığı tüm topraklar Hunlarda kalacak, İpek Yolu’nun bir kısmı da dahil ticaret yolları Hunların hakimiyetinde olacaktı. Bu anlaşma Hunları ekonomik bir güç haline getirmiş ve Asya kıtasında en etkin devlet olmasını sağlamıştı.
Referans alınan kaynaklar:
-TRT Belgesel Savaşın Efsaneleri
– Prof.Dr. Bahaddin Ögel – Büyük Hun İmparatorluğu Tarihi
– Prof.Dr. İbrahim Kafesoğlu – Türk Milli Kültürü





